Anlaşmalı Boşanma Avukatı ve Süreç Rehberi (2026)

Av. Mehmet Ali TURAN

Anlaşmalı boşanma avukatı eşliğinde hazırlanan protokollerle açılan davalar, TMK m. 166/3 uyarınca eşlerin asgari 1 yıllık evlilik süresini doldurmuş olması kaydıyla genellikle tek celsede sonuçlanır. Çekişmeli davaların aksine bu süreç, usulüne uygun adımlar atıldığında 1 ila 3 ay içerisinde nihayete ererek tarafların hak kaybı yaşamasını engeller.

Sayfa İçeriği

Anlaşmalı Boşanma Nedir ve Hukuki Niteliği Nelerdir?

Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğini devam ettirmesi kendilerinden beklenemeyen eşlerin, boşanmanın tüm mali ve hukuki sonuçları üzerinde tam bir mutabakata vararak evliliği dostane şekilde sonlandırmalarıdır. Bu süreçte eşler, karşılıklı iddialarla birbirlerini yıpratmak yerine uzlaşmacı bir yol tercih ederler. Sürecin sağlıklı ve hızlı yürütülmesi için deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışılması, ileride telafisi imkansız hak kayıplarının önüne geçmektedir.

Hukuki niteliği itibarıyla anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma davalarından farklı olarak kusur araştırması yapılmayan, irade serbestisine dayalı bir tasfiye ve sonlandırma mekanizmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında bu müessese, “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” genel boşanma sebebinin mutlak bir karinesi olarak düzenlenmiştir. Yani kanun koyucu, tarafların anlaşmış olmasını evliliğin sarsıldığının kesin kanıtı olarak kabul eder.

  • Kusur Araştırması Yapılmaz: Hakim, taraflardan hangisinin evlilik birliğinin sona ermesinde daha kusurlu olduğunu araştırmaz; tarafların irade beyanını esas alır.
  • Hızlı ve Etkin Çözüm: Çekişmeli boşanma davaları yıllarca sürebilirken, bu yöntemle evlilik birliği tek celsede nihayete erdirilebilir.
  • Protokole Dayalı Tasfiye: Hukuki niteliğin merkezinde tarafların imzaladığı anlaşmalı boşanma protokolü yer alır. Bu protokol, mahkeme kararıyla onaylanarak ilam niteliği kazanır.

Stratejik Avukat Pratiği Analizi: Anlaşmalı boşanma davasının hukuki niteliğindeki en kritik unsur, protokolün bir sözleşme niteliğinde olmasıdır. Ancak sıradan borçlar hukuku sözleşmelerinden farklı olarak, aile mahkemesi hakimi tarafından onaylanmadığı sürece bu protokol kendiliğinden geçerlilik kazanmaz. Dolayısıyla, tarafların kendi aralarında imzalayıp mahkemeye sunmadıkları veya hakimin uygun bulmadığı bir protokol hukuken kesinlikle geçersizdir.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Eşler, boşanma kararı aldıktan sonra kendi aralarında bir taslak hazırlasalar dahi, bu taslağın hukuki niteliğe uygun hale getirilmesi için mutlaka uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı tarafından revize edilmesini ve protokolün kanuna uygun biçimde şekillendirilmesini sağlamalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Anlaşmalı boşanma davasının kabul edilebilmesi ve mahkemenin boşanma kararı verebilmesi için kanunda öngörülen belirli geçerlilik şartlarının kümülatif yani birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan birinin dahi eksik olması halinde mahkeme davayı reddedecek veya dava çekişmeli boşanma davasına evrilecektir. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma davası şartları ve süreci hakkında tam bilgi sahibi olmak, davanın selayeti açısından hayati öneme sahiptir.

Kanuni şartlar, hem tarafların durumuna hem de usul işlemlerine ilişkindir. Yerleşik yargısal uygulamada, davanın hızlıca sonuçlanması bu şartların eksiksiz yerine getirilmesine bağlıdır. Aşağıdaki tabloda anlaşmalı boşanmanın temel şartları ve bunların pratikteki yansımaları karşılaştırmalı olarak sunulmuştur:

Şartın Adı Hukuki Dayanağı Gereklilik / Süreç
Asgari Evlilik Süresi TMK m. 166/3, Cümle 1 Evlilik birliğinin resmi nikah tarihinden itibaren en az 1 yıl sürmüş olması zorunludur.
Birlikte Başvuru veya Kabul TMK m. 166/3, Cümle 1 Davanın birlikte açılması veya bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesi gerekir.
Bizzat İfade Verme TMK m. 166/3, Cümle 2 Eşlerin hakim huzurunda boşanma iradelerini bizzat ve serbestçe açıklamaları şarttır; vekil yetmez.
Protokolün Onaylanması TMK m. 166/3, Cümle 2 Mali sonuçlar (tazminat, nafaka) ve çocukların durumu (velayet) hakkındaki anlaşmanın hakimce onaylanması gerekir.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Boşanmak isteyen eşler, öncelikle bu dört temel şartın kendi evliliklerinde sağlanıp sağlanmadığını kontrol etmelidir. Şartların varlığı halinde, hak kayıplarını önlemek amacıyla profesyonel bir anlaşmalı boşanma avukatı aracılığıyla dava dilekçesi ve eki olan protokol titizlikle hazırlanarak yetkili aile mahkemesine sunulmalıdır.

Evlilik Birliğinin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması Şartı

Anlaşmalı boşanma davalarında mahkemenin esasa girip karar verebilmesi için ön şart, taraflar arasındaki evlilik birliğinin resmi nikah tarihinden itibaren kesintisiz olarak en az 1 yıl sürmüş olmasıdır. Kanun koyucu bu süre şartını getirerek, fevri kararlarla evliliklerin hızlıca bitirilmesinin önüne geçmeyi ve taraflara evliliği denemeleri için makul bir süre tanımayı amaçlamıştır.

Süre hesaplanırken dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Nikahtan İtibaren Hesaplama: 1 yıllık sürenin başlangıç tarihi düğün veya nişan tarihi değil, resmi nikahın kıyıldığı gündür.
  • Dava Tarihi Esastır: 1 yıllık sürenin dava açıldığı gün itibarıyla tamamlanmış olması gerekir. Dava açıldıktan sonra yargılama sırasında bu sürenin dolması, davanın anlaşmalı olarak kabul edilmesini sağlamaz.
  • 1 Yıldan Kısa Evlilikler: Evlilik süresi 1 yılı doldurmamışsa, taraflar ne kadar uzlaşmış olursa olsun anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Bu durumda ancak çekişmeli boşanma davası açılabilir ve taraflar iddialarını ispat etmek zorundadır.

Yerleşik yargısal uygulamada, 1 yıllık sürenin dolmadığı tespit edilirse hakim davayı usulden reddetmeyip, taraflara iddialarını bildirmek üzere süre vererek davayı çekişmeli boşanma davası usulüne göre yürütür. Bu sürenin takibi ve davanın yönlendirilmesi aşamasında anlaşmalı boşanma avukatı kritik bir rol üstlenir. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre bu süre kesin niteliktedir ve hakimin re’sen (kendiliğinden) dikkate alması zorunludur.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Eğer evliliğiniz henüz 1 yılını doldurmadıysa ancak boşanmak konusunda kesin kararlıysanız, davanın çekişmeli olarak açılıp fiili olarak nasıl yürütüleceğini planlamak için bir anlaşmalı boşanma avukatı ile görüşmeli, süre dolduktan sonra davayı anlaşmalıya dönüştürme ihtimallerini değerlendirmelisiniz.

Eşlerin Mahkemeye Birlikte Başvurması veya Karşılıklı Kabulü

Anlaşmalı boşanmanın usuli şartlarından diğeri, tarafların ortak bir irade ile mahkemeye müracaat etmesidir. Kanun, bu müracaatın iki farklı yöntemle yapılmasına olanak tanımaktadır: Eşlerin birlikte dava açması veya bir eşin açtığı çekişmeli davayı diğer eşin koşulsuz kabul etmesi.

Bu iki yöntemin uygulanma esasları şu şekildedir:

  • Birlikte Başvuru: Eşler, hazırladıkları ortak dava dilekçesi ve ekindeki anlaşmalı boşanma protokolü ile mahkemeye başvururlar. Dilekçede her iki tarafın da imzası ve davacı/davalı sıfatları yer alır.
  • Davanın Kabulü (Çekişmeliden Anlaşmalıya Geçiş): Eşlerden biri tarafından açılan çekişmeli boşanma davasında, diğer eş duruşmada veya sunduğu dilekçe ile boşanmayı ve sunulan tüm protokol şartlarını kabul ettiğini beyan ederse dava anlaşmalı boşanmaya dönüşür.
  • İrade Beyanının Netliği: Kabul beyanının herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak şekilde net ve kayıtsız şartsız olması zorunludur.

Avukatlık pratiğimize göre, davanın çekişmeli olarak başlayıp yargılama aşamasında anlaşmalıya dönüştürülmesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Bu dönüşümün sağlıklı yapılabilmesi için mahkemeye sunulacak beyan dilekçelerinin uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı denetiminde hazırlanması, sürecin tek celsede tamamlanmasını sağlar.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Eşlerden biri davayı tek başına açmış olsa dahi, diğer eşle mutabakat sağlandığı anda mahkemeye bir uzlaşma protokolü sunulmalıdır. Davanın tür değiştirmesi ve duruşma gününün öne alınması için mahkeme kalemiyle kurulacak iletişimde bir anlaşmalı boşanma avukatı hukuki yardımından faydalanmak en pratik çözümdür.

Eşlerin Hakim Huzurunda Boşanma İradelerini Bizzat Beyan Etmesi

Anlaşmalı boşanma davasının belki de en katı ve esnetilemez şartı, eşlerin duruşma günü hakim karşısına bizzat çıkıp serbest iradelerini sözlü olarak beyan etmeleridir. Bu şart, Türk aile hukukunun kamu düzenini koruma amacının bir yansımasıdır ve tarafların baskı altında olmadan karar verdiklerini hakimin gözlemlemesini amaçlar.

Bu süreçte uyulması zorunlu kurallar ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Bizzat Katılım Zorunluluğu: Tarafların kendilerini anlaşmalı boşanma avukatı ile temsil ettiriyor olmaları, duruşmaya katılma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Vekaletnamede özel yetki olsa dahi avukat, müvekkili yerine boşanma iradesini beyan edemez.
  • Hakimin Vicdani Kanaati: Aile mahkemesi hakimi, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına, taraflar üzerinde herhangi bir tehdit veya cebir bulunmadığına kanaat getirmek zorundadır.
  • Aynı Anda Duruşmada Bulunma: Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarında ve yerleşik yargısal uygulamada, tarafların aynı celsede hazır bulunup beyanda bulunmaları gerektiği vurgulanmaktadır. İstisnai durumlarda (yurt dışında yaşama gibi) istinabe usulü uygulansa da, kural bizzat aynı mahkemede hazır bulunmaktır.

Hakim, duruşma esnasında taraflara protokolden bağımsız olarak “Boşanmayı ve bu protokol şartlarını kendi serbest iradenizle kabul ediyor musunuz?” sorusunu yöneltir. Tarafların bu soruya net ve olumlu cevap vermesi davanın sonuçlanması için zorunludur.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Dava açıldıktan sonra mahkemece tayin edilen duruşma gününde ve saatinde, tarafların mutlaka adliyede hazır bulunması gerekir. Olası bir heyecan veya usul hatasını önlemek adına duruşma salonuna girmeden önce anlaşmalı boşanma avukatı ile kısa bir ön görüşme yapmak, duruşma esnasında hakimin sorularına doğru ve hukuki çerçevede yanıt verilmesini sağlayacaktır.

Hukuken Geçerli Bir Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Anlaşmalı boşanma davasının temel direği, tarafların üzerinde tam bir mutabakata vardığı ve ıslak imzalarıyla onayladığı anlaşmalı boşanma protokolüdür. Bu belgenin hukuken kusursuz ve her türlü yoruma kapalı şekilde hazırlanması, ilerleyen süreçlerde tarafların yeniden mahkeme kapılarına düşmesini engelleyen en önemli güvencedir.

Yürürlükteki mevzuat uyarınca, tarafların serbest iradeleriyle düzenledikleri bu sözleşme, aile mahkemesi hakimi tarafından onaylanmadığı sürece hukuki bir geçerlilik kazanmaz. Bu nedenle protokol metninin hazırlanma aşamasında hak kaybına uğramamak adına deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışmak büyük önem taşımaktadır. Protokolün hazırlık sürecinde şu temel unsurlara mutlaka dikkat edilmelidir:

  • Açıklık ve Netlik İlkesi: Protokolde yer alan her bir madde, yoruma mahal vermeyecek şekilde, kesin ve somut ifadelerle kaleme alınmalıdır. “Eşler karşılıklı olarak anlaşmıştır” gibi soyut beyanlar yerine, hangi hakkın kime, ne zaman ve ne şekilde devredileceği tek tek belirtilmelidir.
  • Koşulsuzluk Kuralı: Protokol hükümleri gelecekteki belirsiz bir şarta veya olaya bağlanmamalıdır. Örneğin, “Ev satıldığında parası paylaşılacaktır” ibaresi yerine, evin ne kadar süre içinde satılacağı ve satış bedelinin yüzde kaçının hangi hesaba aktarılacağı açıkça yazılmalıdır.
  • Bütüncül Kapsam: Evlilik birliğinin sona ermesine bağlı tüm mali ve kişisel sonuçlar (velayet, kişisel ilişki, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat, eşyaların ve taşınmazların paylaşımı) tek bir metinde eksiksiz şekilde karara bağlanmalıdır.

Pratik bir sonuç olarak, internet ortamından indirilen matbu taslak protokoller, her ailenin kendine özgü sosyo-ekonomik dinamiklerini ve yasal haklarını korumaktan uzaktır. Hatalı veya eksik hazırlanan bir protokolün mahkemece onaylanması, ömür boyu sürecek icra takipleri veya yeni dava süreçleri ile karşı karşıya kalınmasına yol açabilir.

Stratejik Altın Kural: Türk Medeni Kanunu kapsamında anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan mali taahhütlerin icra edilebilir (infaza elverişli) nitelikte olması şarttır. Tapu sicil müdürlüğü veya bankalar gibi resmi kurumlar, muğlak ve tescil hükmü içermeyen protokol maddelerine dayanarak işlem yapmaktan kaçınırlar. Bu nedenle devredilecek taşınmazların tapu bilgileri (ada, parsel, mahalle), araçların plakaları ve şasi numaraları protokole harfiyen işlenmelidir.

Anlaşmalı Boşanmada Çocuk Velayeti ve Kişisel İlişki Tesisi

Müşterek çocukların geleceği, boşanma sürecinin en hassas ve üzerinde en çok durulması gereken hukuki boyutunu oluşturmaktadır. Anlaşmalı boşanma davalarında velayetin hangi tarafta kalacağı ve velayet hakkı kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişki takvimi protokolde detaylıca düzenlenmelidir.

Türk aile hukuku sisteminde, çocukla ilgili yapılacak tüm düzenlemelerde kamu düzeninden sayılan “çocuğun üstün yararı” ilkesi esas alınmaktadır. Eşlerin velayet konusunda kendi aralarında anlaşmış olmaları, aile mahkemesi hakimini doğrudan bağlamaz. Hakim, tarafların yaptığı velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimi açısından uygun bulmazsa bu maddelerde resen değişiklik yapabilir.

Bu süreçte hak kaybı yaşamamak ve çocuğun geleceğini güvence altına almak için boşanma davasında velayet hakkı hususunun tüm yasal boyutlarıyla irdelenmesi gerekir. Protokolde velayet ve kişisel ilişki tesisi şu kıstaslar etrafında şekillendirilmelidir:

  • Kişisel İlişki Günlerinin Netliği: “Babayla çocuk her hafta sonu görüşecektir” gibi genel ifadeler yerine, görüşmenin başlayacağı gün ve saat ile sona ereceği gün ve saat (Örneğin: Her ayın 1. ve 3. hafta sonu Cumartesi günü saat 10.00’dan Pazar günü saat 17.00’ye kadar) açıkça yazılmalıdır.
  • Özel Günlerin Paylaşımı: Dini ve milli bayramlar, sömestr tatili, yaz tatili dönemi ve çocuğun doğum günü gibi özel zaman dilimlerinde hangi ebeveynle ne şekilde vakit geçireceği protokolde takvime bağlanmalıdır.
  • Yurt Dışı Çıkış İzinleri: Velayet hakkı sahibi olan ebeveynin, çocukla birlikte yurt dışına seyahat edebilmesi için diğer ebeveynden muvafakatname alıp almayacağı hususu protokolde netleştirilerek olası sınır kapısı krizlerinin önüne geçilmelidir.

Eşler, uluslararası sözleşmeler ve Yargıtay’ın güncel içtihatları çerçevesinde ortak velayet modelini de tercih edebilirler. Ancak ortak velayetin uygulanabilmesi için eşlerin boşanma sonrasında da çocukla ilgili kararlarda uyum içinde çalışabilecek olgunluğa sahip olmaları ve bu durumu mahkeme huzurunda açıkça beyan etmeleri şarttır.

Pratik Deneyim Paylaşımı: Avukatlık pratiğimize göre, özellikle 0-3 yaş arası anne bakım ve şefkatine muhtaç bebeklerin velayetinin babaya verilmesi yönündeki protokol maddeleri, aile mahkemesi hakimleri tarafından çocuğun üstün yararına açıkça aykırı görülerek reddedilmektedir. Bu tür durumlarda uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı rehberliğinde, çocuğun gelişim aşamalarına uygun geçiş süreçleri tasarlanmalıdır.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Talepleri ve Çeşitleri Nelerdir?

Evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte eşlerin mali yükümlülüklerinin ne şekilde devam edeceği, anlaşmalı boşanma davalarının en çok uyuşmazlık yaşanan alanlarından biridir. Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka türlerinin, miktarlarının ve yıllık artış oranlarının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kararlaştırılması zorunludur.

Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma süreci ve sonrasında gündeme gelen üç temel nafaka türü bulunmaktadır. Bu nafakaların her birinin hukuki niteliği ve protokolde düzenlenme biçimi farklılık göstermektedir:

Nafaka Türü Hukuki Niteliği ve Amacı Protokolde Feragat Durumu
Tedbir Nafakası Dava süresince eşin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen geçici nafaka türüdür. Dava kesinleşene kadar geçerli olup, taraflar karşılıklı olarak istemediklerini beyan edebilirler.
İştirak Nafakası Velayeti kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine gücü oranında katılmasıdır. Kamu düzenindendir. Protokolde feragat edilmiş olsa dahi, çocuk adına her zaman yeniden talep edilebilir.
Yoksulluk Nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin geçimi için diğer eşten talep ettiği süresiz veya süreli nafaka türüdür. Protokolde yoksulluk nafakasından açıkça feragat edilmesi halinde, sonradan dava açarak istenmesi mümkün değildir.

Nafaka miktarlarının belirlenmesinde tarafların güncel mali durumları ve gelecekteki enflasyonist etkiler göz önünde bulundurulmalıdır. Protokole eklenecek bir madde ile nafakanın her yıl hangi oranda artırılacağı (Örneğin: TÜİK tarafından açıklanan ÜFE-TÜFE ortalaması oranında veya sabit %20 oranında) kesin olarak yazılmalıdır. Aksi takdirde, her yıl nafakanın artırılması için yeni bir dava açılması gerekecektir.

Yargısal Uygulama ve Kritik Risk: Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarına göre, anlaşmalı boşanma protokolünde “yoksulluk nafakasından feragat ettim” beyanında bulunan bir eş, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra durumunun ne kadar kötüleştiğini ileri sürerse sürsün yeniden yoksulluk nafakası talep edemez. Ancak müşterek çocuk lehine kararlaştırılan iştirak nafakası çocuk ergin olana dek her zaman artırım davasına konu edilebilir; çocuk adına yapılan feragat geçersiz sayılır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Paylaşımı Nasıl Düzenlenir?

Evlilik birliği süresince edinilen malların tasfiyesi, boşanma sürecinin en karmaşık mali boyutudur. Eşlerin, boşanma kararından sonra maddi bir uyuşmazlık yaşamaması için edinilmiş malların, taşınmazların, araçların, banka hesaplarındaki birikimlerin ve şirket hisselerinin ne şekilde bölüşüleceğini protokolde en ince ayrıntısına kadar belirlemesi gerekir.

Hukuk sistemimizde, tarafların mal paylaşımı konusunda özgürce anlaşma yapmalarına izin verilmiştir. Mahkeme hakimi, eşlerin vardığı mal paylaşımı mutabakatının hakkaniyete uygun olup olmadığını denetlemez; yalnızca tarafların bu konuda hür iradeleriyle anlaşıp anlaşmadıklarına bakar. Bu süreçte yasal hakların korunması ve tasfiyenin doğru yapılması için boşanmada eşler arasında mal paylaşımı kurallarının iyi analiz edilmesi gerekmektedir.

Protokolde mal paylaşımı maddeleri düzenlenirken şu adımların izlenmesi hayati önem taşır:

  • Taşınmaz Devirleri ve Tapu İşlemleri: Protokolde eşlerden birine devredilecek olan gayrimenkulün tapu bilgileri (il, ilçe, mahalle, ada, parsel, kat, bağımsız bölüm no) eksiksiz yazılmalıdır. Ayrıca tapu devrinin boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren kaç gün içinde yapılacağı ve harçların hangi tarafça ödeneceği belirtilmelidir.
  • Nakit ve Banka Hesapları: Eşlerin şahsi veya ortak banka hesaplarında bulunan mevduatların, hisse senetlerinin, kripto varlıkların ve ziynet eşyalarının paylaşım oranları ile transfer edileceği IBAN numaraları protokole eklenmelidir.
  • Borç ve Kredilerin Durumu: Üzerinde konut veya taşıt kredisi bulunan malların devrinde, kalan kredi taksitlerinin hangi eş tarafından ödeneceği ve borç ilişkisinin banka nezdinde nasıl devredileceği (borç nakli) açıkça karara bağlanmalıdır.

Eşler, protokolün son maddesinde “Tarafların evlilik birliği içindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmamış olup, birbirlerini karşılıklı olarak ibra etmişlerdir” ibaresine yer vererek gelecekte açılabilecek olası katılma alacağı ve değer artış payı davalarının önünü tamamen kapatmalıdır.

İnfaz Kabiliyeti Uyarısı: Profesyonel bir anlaşmalı boşanma avukatı tarafından hazırlanmayan protokollerde sıklıkla rastlanan “Eşlerin altındaki araçlar kendilerinde kalacaktır” veya “Ev eşleri arasında paylaştırılmıştır” gibi ifadeler tapu ve trafik tescil müdürlükleri nezdinde hiçbir hüküm ifade etmez. Hüküm fıkrasına aynen geçecek olan bu maddelerin icra dairesi aracılığıyla zorla yerine getirilebilmesi için her malın tescile esas ayırt edici özellikleri protokole yazılmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Davalarında Avukatlık Hizmetinin Önemi

Halk arasında anlaşmalı boşanma davalarının çok basit olduğu, tarafların adliyeden alacakları tek sayfalık bir dilekçeyle bu süreci kendi başlarına sorunsuzca tamamlayabilecekleri yönünde yanlış bir algı bulunmaktadır. Oysa anlaşmalı boşanma, usul ekonomisi ve hakların geleceği açısından son derece teknik ve geri dönüşü olmayan hukuki sonuçlar doğuran bir yargılama türüdür.

Sürecin başından itibaren uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile birlikte hareket etmek, eşlerin sadece davanın hızlıca sonuçlanmasını sağlamaz, aynı zamanda gelecekte telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğramalarını da engeller. Boşanma avukatının sürece sağladığı profesyonel katkılar şunlardır:

  • Hak Kayıplarının Önlenmesi: Eşler, boşanma psikolojisinin getirdiği acelecilik veya baskı altında, gerçekte hak ettikleri nafaka, tazminat veya mal paylaşımı alacaklarından kolayca vazgeçebilmektedir. Avukat, müvekkilinin yasal haklarını objektif bir gözle analiz ederek hakkaniyetli bir anlaşma zemini hazırlar.
  • Yargılama Sürecinin Hızlandırılması: Sakarya gibi metropollerdeki adliyelerin iş yoğunluğu göz önüne alındığında, usulüne uygun açılmayan davaların duruşma günleri aylarca sonraya verilebilmektedir. Avukat, tensip zaptının hazırlanması, duruşma gününün öne çekilmesi ve gerekçeli kararın hızlıca yazılarak kesinleştirilmesi süreçlerini yakından takip eder.
  • İrade Fesadı Risklerinin Bertaraf Edilmesi: Protokolün hazırlanması ve duruşmada beyan edilmesi aşamalarında tarafların iradelerini sakatlayan (tehdit, hile, korkutma) unsurların varlığı halinde, avukat sürece müdahale ederek müvekkilinin özgür iradesinin mahkeme kaydına geçmesini sağlar.

Avukatlık pratiğimize göre, davanın tek celsede sonuçlanması ve kararın kesinleşerek tarafların nüfus kayıtlarına işlenmesi süreci ancak profesyonel bir takiple mümkündür. Tek bir kelimenin dahi yanlış yazılması, boşanma gerçekleştikten yıllar sonra bile tarafları karşı karşıya getirebilecek büyük uyuşmazlıkların fitilini ateşleyebilir.

Hayati Tavsiye: Hak kaybı yaşamamak adına, internetten kopyalanan “anlaşmalı boşanma protokolü” örneklerine kesinlikle itibar edilmemelidir. Her evliliğin mali yapısı, çocukların ihtiyaçları ve eşlerin sosyo-ekonomik durumları birbirinden tamamen farklıdır. Kanunların size tanıdığı hakları tam olarak bilmeden imzalayacağınız bir protokol, geleceğinizi ipotek altına alabilir. Bu nedenle süreci bir uzman eşliğinde yürütmek en güvenli yoldur.

Anlaşmalı Boşanma Davası Açarken Avukat Tutmak Zorunlu Mu?

Türk hukuk sisteminde bireylerin mahkemeler önünde kendilerini bizzat temsil etme hakları genel bir kural olarak kabul edilmiştir. Anlaşmalı boşanma davası açarken tarafların profesyonel bir hukuki temsilci ile çalışma zorunluluğu kanunen bulunmamaktadır. Ancak bu durum, sürecin hukuki risklerden tamamen arınmış olduğu anlamına gelmez ve kişilerin haklarını tek başlarına kusursuz şekilde koruyabileceğini garanti etmez.

Hukukumuzda davanın avukatsız takibi mümkün olsa da, Türk Medeni Kanunu m. 166/3 kapsamında düzenlenen anlaşmalı boşanma müessesesi son derece teknik detaylar barındırır. Süreç boyunca hazırlanacak dilekçeler, mahkemeye sunulacak belgeler ve en önemlisi tarafların iradelerini yansıtan protokol, tamamen gelecekteki hakları şekillendiren yasal metinlerdir. Bir davanın profesyonel destek alınmadan açılması durumunda, usul hataları nedeniyle davanın reddedilmesi veya sürecin ciddi şekilde uzaması riski mevcuttur.

Kritik Hukuki Çıkarım: Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların duruşmada bizzat hazır bulunarak iradelerini hakime açıklamaları zorunlu bir yasal şarttır. Hakimin tarafları bizzat dinlemesi şartını hiçbir vekaletname veya temsil ilişkisi ortadan kaldıramaz. Ancak duruşma öncesindeki hazırlık, protokolün kaleme alınması ve duruşma sonrasındaki kararın kesinleştirilmesi aşamaları tamamen uzmanlık gerektiren ve bir anlaşmalı boşanma avukatı tarafından yönetilmesi gereken usuli işlemlerdir.

  • Hak Kaybı Riski: Nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı gibi hayati konularda protokole eklenen eksik veya hatalı bir ibare, ömür boyu sürecek maddi ve manevi kayıplara yol açabilir.
  • Usuli Hatalar: Davanın yanlış mahkemede açılması, harçların eksik yatırılması veya tensip zaptı ile talep edilen eksikliklerin süresinde giderilmemesi davanın sürüncemede kalmasına neden olur.
  • İrade Beyanının Kusurlu Olması: Baskı altında veya haklarını tam bilmeden imzalanan protokoller, daha sonra iptal veya uyarlama davalarına konu edilerek tarafları yeni bir yargılama sürecine hapseder.

Bu durumda ne yapılmalı sorusunun cevabı oldukça nettir: Yasal olarak bir zorunluluk bulunmasa dahi, ileride telafisi imkansız hak kayıpları yaşamamak adına davanın başından sonuna kadar alanında uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışılmalı ve hukuki süreç güvenli adımlarla tamamlanmalıdır.

Uzman Bir Anlaşmalı Boşanma Avukatının Sürece Etkisi

Anlaşmalı boşanma davaları dışarıdan bakıldığında yalnızca tarafların uzlaştığı ve tek celsede sonuçlanan basit bir prosedür gibi görünebilir. Oysa bu davanın arka planında yürütülen hukuki müzakereler ve hazırlanan belgelerin kalitesi, tarafların boşanma sonrasındaki yaşam kalitesini doğrudan belirler. Uzman bir hukukçunun sürece dahil olması, taraflar arasındaki dengesiz pazarlıkları önleyerek hakkaniyete uygun bir zemin hazırlar.

Deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı, tarafların taleplerini analiz ederek yasal sınırları çizer. Örneğin, iştirak nafakası veya yoksulluk nafakası gibi konularda tarafların kendi aralarında belirledikleri fahiş ya da çok yetersiz tutarlar, aile mahkemesi hakimi tarafından kamu düzenine ve çocukların üstün yararına aykırı bulunarak reddedilebilir. Uzman bir avukat, Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarını ve yerleşik yargısal uygulamaları göz önünde bulundurarak hakimin onayından sorunsuz geçecek kararlı bir protokol inşa eder.

Sürecin profesyonel bir temsilciyle yürütülmesi ile bireysel takip edilmesi arasındaki temel farklar şu şekilde tablolaştırılabilir:

Süreç Kriterleri Avukat ile Yürütülen Süreç Avukatsız Yürütülen Süreç
Protokolün Hukuki Güvencesi İleride açılması muhtemel davaları tamamen engelleyen, açık ve kesin hükümler barındırır. Yoruma açık, eksik veya hukuken geçersiz maddeler nedeniyle yeni uyuşmazlıklara yol açabilir.
Davanın Sonuçlanma Süresi Adliye bürokrasisi hızlıca aşılır; duruşma günü en kısa süreye alınır ve tek celsede biter. Evrak eksiklikleri, usul hataları ve tebligat gecikmeleri nedeniyle süreç aylarca uzayabilir.
Gerekçeli Karar ve Kesinleşme Gerekçeli karar hızlıca yazdırılır, kanun yolundan feragat dilekçeleriyle karar hemen kesinleştirilir. Taraflar duruşmadan sonra davanın bittiğini sanır; kesinleşme işlemleri yapılmadığı için nüfusa işlenmez.

Bu durumda ne yapılmalı sorusunun yanıtı olarak; boşanma gibi psikolojik açıdan yıpratıcı bir süreçte, tarafların duygusal kararlar vererek haklarından vazgeçmesini önlemek ve davanın her aşamasını hukuki denetim altında tutmak adına uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile anlaşılması en sağlıklı yaklaşımdır.

Anlaşmalı Boşanma Sürecinde Tek Bir Avukat İki Tarafı da Temsil Edebilir Mi?

Anlaşmalı boşanma davası açmak isteyen çiftlerin en sık sorduğu ve maddi tasarruf sağlama amacıyla başvurduğu yöntemlerden biri, her iki tarafın da aynı avukata vekalet vermesidir. Ancak bu durum hem yasal mevzuat hem de mesleki etik kurallar açısından kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Davanın anlaşmalı olması, tarafların çıkarlarının tamamen örtüştüğü anlamına gelmez ve her iki tarafın tek bir vekil tarafından savunulması çıkar çatışmasına yol açar.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları uyarınca, bir avukatın aynı davada menfaatleri zıt olan iki tarafı birden temsil etmesi mümkün değildir. Anlaşmalı boşanmada eşler, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda uzlaşmış olsalar bile hukuken karşı taraflardır. Aynı avukatın iki tarafa birden hukuki yardım sunması, taraflardan birinin haklarının diğerine karşı savunulması sırasında tarafsızlığın ve sadakat yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurur.

Stratejik Vaka Analizi: Ortak bir avukata vekalet verilerek açılan davalarda, mahkeme hakimi bu durumu fark ettiği anda usuli bir aykırılık gerekçesiyle tarafların kendilerini ayrı vekillerle temsil etmesini veya davayı bizzat takip etmelerini ister. Böyle bir hata, davanın gereksiz yere uzamasına ve en baştan usul işlemlerinin tekrarlanmasına yol açar. Bu sebeple taraflardan biri davayı kendi anlaşmalı boşanma avukatı aracılığıyla açmalı, diğer taraf ise davayı kendisi takip etmeli veya ayrı bir avukat tutmalıdır.

Bu durumda yapılması gereken en doğru hamle; eşlerden birinin güvendiği bir anlaşmalı boşanma avukatı ile anlaşarak protokol hazırlığı ve dava açılış sürecini başlatması, diğer eşin ise bu taslak protokolü inceleyerek kabul etmesi veya kendi haklarını savunması için ayrı bir hukuki danışmandan destek almasıdır.

Devlet Tarafından Ücretsiz Anlaşmalı Boşanma Avukatı Sağlanır Mı?

Maddi imkanları yetersiz olan ve bir avukatın danışmanlık veya dava takibi hizmeti için gerekli ücreti ödeme gücü bulunmayan kişilerin hak arama hürriyeti yasal güvence altındadır. Devlet, adalete erişimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla adli yardım mekanizmasını devreye sokmaktadır. Bu kapsamda, gerekli şartları taşıyan kişilere barolar aracılığıyla ücretsiz hukuki destek sağlanmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 334-340 hükümleri uyarınca düzenlenen adli yardım kurumu, davanın harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kişilere bu masraflardan muafiyet sağlar. Aynı zamanda, baro başkanlıkları nezdinde kurulu olan adli yardım büroları, yapılan başvuruları değerlendirerek koşulları sağlayan vatandaşlara ücretsiz olarak bir anlaşmalı boşanma avukatı görevlendirir.

Ücretsiz avukat görevlendirilmesi için yerine getirilmesi gereken temel şartlar ve başvuru süreci şu şekildedir:

  • Maddi Yetersizliğin Belgelenmesi: Başvuru sahibinin üzerine kayıtlı gayrimenkul veya araç bulunmadığını, sigortalı bir işinin olmadığını ya da asgari geçim sınırının altında bir gelire sahip olduğunu fakirlik belgesi, SGK dökümü ve e-devlet üzerinden alınacak tapu/sicil kayıtları ile kanıtlaması gerekir.
  • Haklılık Şartı: Talep sahibinin açacağı davanın veya savunmasının hukuki dayanaktan yoksun olmaması, yani davada haklı görünme ihtimalinin bulunması şarttır (Anlaşmalı boşanma taleplerinde tarafların mutabakatı bu haklılığı destekler).
  • Baroya Başvuru: İlgili ilin baro başkanlığına bağlı adli yardım bürosuna gerekli evraklarla birlikte yazılı olarak müracaat edilmelidir. Komisyon tarafından yapılan inceleme olumlu sonuçlanırsa ücretsiz avukat ataması gerçekleştirilir.

Bu durumda ne yapılmalı sorusuna yanıt olarak; maddi durumu elverişli olmayan eş, muhtarlıktan alacağı fakirlik belgesi ve diğer mali durum göstergeleri ile birlikte ikamet ettiği ildeki baro başkanlığına adli yardım talebiyle başvurmalı ve kendisine ücretsiz bir anlaşmalı boşanma avukatı atanmasını talep etmelidir.

Anlaşmalı Boşanma Avukatları Hangi Hizmetleri Sunar?

Anlaşmalı boşanma davası her ne kadar uzlaşıya dayalı bir süreç olsa da, bu uzlaşının yasal zeminde korunabilir ve icra edilebilir bir forma kavuşturulması profesyonel bir çalışma gerektirir. Süreci yürüten hukukçu, sadece mahkemeye dilekçe sunan bir aracı değil, aynı zamanda tarafların gelecekteki haklarını teminat altına alan stratejik bir danışmandır. Bu kapsamda sunulan hizmetler, davanın her aşamasında usul ve esasa uygunluğu sağlar.

Profesyonel bir anlaşmalı boşanma avukatı tarafından sunulan temel hizmetler şunlardır:

  • Hakların Analizi ve Hukuki Danışmanlık: Tarafların yasal haklarının sınırları netleştirilir. Eşlerin talep edebileceği nafaka miktarları, mal paylaşımından doğan katılma alacakları ve çocukların velayet hakları konusunda gerçekçi analizler yapılarak müvekkil bilgilendirilir.
  • Müzakere Yönetimi ve Uzlaştırma: Eşlerin anlaşmazlığa düştüğü ufak pürüzlerin giderilmesi için profesyonel bir köprü görevi üstlenilir. Tarafların doğrudan iletişim kurarak süreci çıkmaza sokması engellenir ve ortak bir paydada buluşmaları sağlanır.
  • Kusursuz Protokol Hazırlanması: Yasaya ve Yargıtay içtihatlarına uygun, yoruma açık olmayan, net ve icra edilebilir bir anlaşmalı boşanma protokolü kaleme alınır. Protokolde velayet, kişisel ilişki günleri, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat ve mal paylaşımı detayları eksiksiz yer alır.
  • Davanın Açılması ve Tensip Zaptının Takibi: Yetkili aile mahkemesinde dava dosyası açılarak gerekli harçlar yatırılır. Mahkemenin hazırlayacağı tensip zaptı takip edilerek duruşma gününün en kısa süreye alınması için adli girişimlerde bulunulur.
  • Duruşma Hazırlığı ve Temsil: Müvekkilin duruşma esnasında hakimin soracağı sorulara karşı nasıl beyanda bulunması gerektiği planlanır. Duruşma salonunda müvekkile eşlik edilerek yasal temsil gerçekleştirilir.
  • Kesinleşme İşlemlerinin Yapılması: Duruşma sonrasında gerekçeli kararın yazımı takip edilir. Kararın taraflara tebliği, kanun yolundan feragat dilekçelerinin sunulması ve kesinleşme şerhinin alınarak nüfus müdürlüğüne bildirilmesi işlemleri hızlıca tamamlanır.

Bu durumda yapılması gereken en doğru hamle, davanın sadece bir celsede bitmesiyle yetinmeyip, gelecekte ortaya çıkabilecek nafaka artırım, velayetin değiştirilmesi veya mal paylaşımı gibi ek davaların önünü kapatacak nitelikte bir hizmet almak üzere deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı ile el sıkışmaktır.

Sakarya Anlaşmalı Boşanma Avukatı Seçiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Anlaşmalı boşanma davaları ilk bakışta tarafların uzlaştığı ve kolayca çözülebilecek süreçler gibi görünse de, gelecekte telafisi imkansız hak kayıplarının önüne geçebilmek adına profesyonel bir süreç yönetimi gerektirir. Sürecin hatasız, hızlı ve her iki tarafın da haklarını koruyacak şekilde yürütülmesi, doğrudan tercih edilecek avukatın uzmanlığına bağlıdır. Sakarya gibi metropollerde aile mahkemelerinin iş yoğunluğu ve bürokratik süreçlerin karmaşıklığı göz önüne alındığında, doğru bir temsilcinin seçilmesi hayati önem taşımaktadır.

Bu süreçte hak kaybı yaşamamak ve geleceğinizi güvence altına almak için en iyi boşanma avukatı seçimi hususunda dikkat edilmesi gereken temel kriterler bulunmaktadır. Doğru bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışmak, sadece davanın sonuçlanmasını sağlamaz, aynı zamanda boşanma sonrasında ortaya çıkabilecek nafaka uyarlama, velayetin değiştirilmesi veya mal paylaşımı ihtilaflarını da henüz dava aşamasındayken kalıcı olarak çözer.

Stratejik Avukatlık Pratiği Analizi: Hukuk ofisimizin edindiği pratik tecrübelere göre, anlaşmalı boşanma protokollerinde “ileride nafaka artış oranı belirlenmeksizin” kabul edilen maktu nafakalar, ekonomik dalgalanmalar karşısında kısa sürede değerini yitirmekte ve tarafları bir yıl dahi geçmeden yeni bir dava (nafaka artırım davası) açmak zorunda bırakmaktadır. Deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı, protokolün içerisine üretici fiyat endeksi (ÜFE) veya tüketici fiyat endeksi (TÜFE) gibi dinamik artış oranlarını ekleyerek gelecekteki olası uyuşmazlıkları tek bir hamleyle engeller.

Sakarya’da hukuki yardım alacağınız avukatı seçerken şu hususları mutlaka göz önünde bulundurmalısınız:

  • Aile Hukuku Alanında Uzmanlık: Seçeceğiniz avukatın genel hukuk konuları yerine ağırlıklı olarak aile hukuku, velayet, nafaka ve eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi konularında derinleşmiş olması gerekir.
  • Sözleşme ve Protokol Tasarlama Kabiliyeti: Anlaşmalı boşanmanın temeli protokoldür. Avukatın, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmayan, hakimin onayından kolayca geçebilecek ve tarafların iradesini tam yansıtan esnek sözleşmeler yazabilmesi kritiktir.
  • Adliye Pratiği ve Süreç Takibi: Sakarya’daki adliyelerin işleyişine, tevzi bürolarının ve mahkeme kalemlerinin uygulamalarına hakim bir avukat, duruşma gününün alınması ve kararın kesinleştirilmesi aşamalarını önemli ölçüde hızlandırır.

Serdivan, Adapazarı, Erenler Bölgelerinde Boşanma Davası Süreçleri

Sakarya’un geniş coğrafi yapısı ve nüfus yoğunluğu sebebiyle adli teşkilatlanma bölgelere ayrılmıştır. Karasu, Kocaali, Hendek, Sapanca, Pamukova, Geyve, Akyazı, Ferizli’de ikamet eden eşlerin açacağı anlaşmalı boşanma davaları, coğrafi yetki alanlarına göre farklı adliyelerde görülmektedir. Her adliyenin iş yükü, kalem işleyişi ve duruşma günü verme süreleri değişkenlik göstermektedir.

Bu adli bölgelerdeki süreçlerin doğru yönetilebilmesi için yetkili mahkemelerin ve bölgesel prosedürlerin çok iyi analiz edilmesi gerekir. Deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı, müvekkillerinin ikametgah durumuna göre en hızlı sonuç alınabilecek adliyeyi ve usulü belirleyerek davanın tek celsede sonuçlanmasını sağlar.

İkamet Edilen Bölce (İlçe) Yetkili Adliye Sarayı Dava Açılacak Mahkeme Türü Genel İşleyiş Özelliği
Adapazarı Sakarya Adalet Sarayı Aile Mahkemesi Mahkeme sayısının çokluğu nedeniyle tevzi edilen kaleme bağlı olarak duruşma günü süresi değişkenlik gösterebilir. Kalem koordinasyonu kritiktir.
Serdivan Sakarya Adalet Sarayı Aile Mahkemesi Adli yardım talepli başvurularda baro koordinasyonu hızlıdır.
Erenler Sakarya Adalet Sarayı Aile Mahkemesi Tevzi işlemlerinin ardından duruşma günü tayini için dilekçelerin eksiksiz sunulması gerekir.

Adapazarı ilçesinde ikamet eden taraflar için Sakarya Adliyesi yetkili iken, Sapanca’de ikamet eden taraflar için Sapanca İlçesinde bulunan Sapanca Adliyesi yetkilidir. Hendek sakinleri ise doğrudan Hendek Adliyesi sınırları içinde yer alır. Yetki kuralları anlaşmalı boşanma davalarında tarafların karşılıklı rızası ve yetki itirazında bulunmaması durumunda esnetilebilse de, usuli aksaklıkların yaşanmaması adına davanın doğru yerde açılması davanın hızını doğrudan etkileyecektir.

Boşanma Avukatı Genel Olarak Hangi Davalara Bakar?

Aile hukuku, bireylerin en özel ve hassas ilişkilerini düzenleyen oldukça geniş bir hukuk dalıdır. Bu alanda uzmanlaşmış bir profesyonel, yalnızca evlilik birliğinin sonlandırılmasıyla ilgilenmez, aynı zamanda bu sürecin getirdiği mali, şahsi ve sosyal sonuçların hukuki zeminini inşa eder. Dolayısıyla, aile mahkemelerinde görülen tüm uyuşmazlıklar bu uzmanlık alanının doğrudan kapsamına girmektedir.

Genel hukuk pratiğinde bir aile hukuku uzmanı veya uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı, müvekkillerine aşağıdaki dava türlerinde ve hukuki süreçlerde aktif destek sunar:

  • Çekişmeli Boşanma Davaları: Eşlerin boşanmanın mali sonuçlarında, velayette veya doğrudan boşanma iradesinde mutabık kalamadıkları, kusur durumunun araştırıldığı geniş kapsamlı davalardır.
  • Anlaşmalı Boşanma Davaları: TMK m. 166/3 kapsamında, en az bir yıl sürmüş evliliklerde tarafların özgür iradeleriyle hazırladıkları protokol çerçevesinde tek celsede boşanmalarını sağlayan davalardır.
  • Velayet ve Kişisel İlişki Davaları: Ortak çocukların velayetinin kime verileceği, ortak velayet tesisi, velayetin değiştirilmesi veya velayet kendisinde olmayan tarafın çocukla kuracağı kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talepleridir.
  • Nafaka Davaları: Boşanma süreci devam ederken hükmedilen tedbir nafakası ile boşanmadan sonra devam edecek olan iştirak ve yoksulluk nafakalarının talebi, artırılması, azaltılması ya da tamamen kaldırılması davalarıdır.
  • Mal Rejiminin Tasfiyesi Davaları: Evlilik birliği süresince edinilen malların, eşlerin tabi olduğu mal rejimine (genellikle edinilmiş mallara katılma rejimi) göre tasfiye edilmesi, değer artış payı ve katılma alacağı talepleridir.
  • Ziynet Eşyası Alacağı Davaları: Düğünde takılan altınların, takıların veya bedellerinin aynen iadesi ya da nakden ödenmesi talebiyle açılan alacak davalarıdır.

Adım Adım Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davasının açılması ve sonuçlandırılması, yasal olarak belirlenmiş belirli usul adımlarının sırasıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Bu adımlardan herhangi birinde yapılacak usuli bir hata, davanın reddedilmesine veya sürecin çekişmeli bir boşanma davasına dönüşerek aylarca, hatta yıllarca uzamasına neden olabilir. Bu nedenle adımların hukuka uygun şekilde atılması şarttır.

Dava açma ve kesinleştirme süreci, yetkin bir anlaşmalı boşanma avukatı rehberliğinde şu aşamalardan geçilerek yürütülür:

  1. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hazırlanması: Taraflar velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi tüm konularda tam bir mutabakata varır. Bu mutabakat metne dökülerek her iki eş tarafından ıslak imza ile imza altına alınır.
  2. Dava Dilekçesinin Düzenlenmesi: Protokol ile uyumlu, tarafların kimlik bilgilerini ve boşanma taleplerini içeren hukuki usule uygun dava dilekçesi hazırlanır.
  3. Tevzi İşlemi ve Harçların Yatırılması: Hazırlanan dilekçe, protokol ve varsa vekaletname, adliye tevzi bürosuna sunulur. Harçlar Kanunu kapsamında belirlenen güncel başvurma harcı, karar ve ilam harcı ile gider avansı peşin olarak yatırılarak dava kaydı açılır.
  4. Tensip Zaptının Hazırlanması ve Duruşma Günü Alınması: Aile mahkemesi hakimi dosyayı inceleyerek usul yönünden bir eksiklik görmediğinde tensip zaptını hazırlar. Tarafların bizzat katılması gereken duruşma günü tayin edilir ve taraflara tebliğ olunur.
  5. Duruşmaya Katılım ve Hakim Huzurunda İfade: Duruşma günü her iki eş de (vekalet vermiş olsalar dahi) duruşma salonunda bizzat hazır bulunmak zorundadır. Hakim, tarafların iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirdikten sonra boşanma kararını açıklar.

Kritik Hukuki Çıkarım: Duruşmada hakimin boşanma kararı vermesiyle taraflar hemen boşanmış sayılmazlar. Mahkemenin gerekçeli kararı yazması, bu kararın taraflara tebliğ edilmesi ve yasal kanun yolu süresinin geçmesi gerekir. Süreci hızlandırmak isteyen taraflar, gerekçeli karar yazıldıktan sonra mahkeme kalemine sunacakları “istinaf kanun yolundan feragat dilekçesi” ile kararı aynı gün kesinleştirebilirler. Bu dilekçelerin hukuki dille doğru yazılması sürecin tamamlanması için esastır.

Hukuki Usule Uygun Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Yazılır?

Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi, davanın resmi başlangıcını oluşturan ve mahkemenin dosyayı kayda almasını sağlayan en önemli belgedir. Bu dilekçenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında belirlenen zorunlu unsurları barındırması yasal bir zorunluluktur. Dilekçedeki eksiklikler, davanın açılma sürecini geciktireceği gibi usulden reddine de sebebiyet verebilir.

Başarılı bir dava süreci için hukuki usule uygun bir anlaşmalı boşanma dilekçesinde bulunması gereken temel yapı taşları şunlardır:

  • Mahkeme Başlığı: Dilekçenin sunulacağı yetkili yerdeki aile mahkemesi hitsap edilerek yazılır (Örn: Sakarya Nöbetçi Aile Mahkemesi Hakimliği’ne).
  • Tarafların Bilgileri: Davacı ve davalı eşlerin adları, soyadları, T.C. kimlik numaraları ve açık ikametgah adresleri eksiksiz yer almalıdır. Varsa vekil sıfatıyla anlaşmalı boşanma avukatı bilgileri eklenir.
  • Konu Bölümü: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle anlaşmalı boşanma kararı verilmesi talebi net olarak ifade edilir.
  • Açıklamalar Kısmı: Eşlerin ne zaman evlendiği, evlilik birliğinin neden sürdürülemez hale geldiği ve tarafların ekteki protokol hükümleri çerçevesinde boşanmayı kabul ettikleri belirtilir. Detaylı kusur tartışmalarına veya iddialara yer verilmez.
  • Hukuki Sebepler ve Deliller: TMK m. 166/3, HMK ve ilgili mevzuat hukuki sebep olarak gösterilir. En önemli ve tek delil ise dilekçe ekinde sunulan ıslak imzalı anlaşmalı boşanma protokolüdür.
  • Netice-i Talep: Dilekçenin sonunda mahkemeden, sunulan protokolün onaylanarak tarafların boşanmalarına karar verilmesi istenir. Dilekçe mutlaka taraflarca veya vekillerince imzalanmalıdır.

Dava dilekçesinin ekinde sunulacak olan anlaşmalı boşanma protokolü ile dava dilekçesinin içerik olarak birebir uyumlu olması gerekir. Dilekçede talep edilen hususlar ile protokolde kabul edilen şartlar arasında çelişki bulunması halinde, aile mahkemesi hakimi çelişki giderilene kadar duruşma icra etmeyebilir veya taraflardan protokolü revize etmelerini talep edebilir. Bu tür teknik uyuşmazlıkların önüne geçmek ancak alanında uzman bir hukukçu yardımıyla mümkündür.

Anlaşmalı Boşanma Dava Masrafları ve Mahkeme Giderleri Ne Kadardır?

Anlaşmalı boşanma davası açılırken ödenmesi gereken mahkeme masrafları ve yargılama giderleri, dava sürecinin hukuki olarak başlayabilmesi için zorunlu olan finansal yükümlülükleri kapsamaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında yürütülen bu süreçte, davanın açıldığı esnada adliye veznesine yatırılması gereken belirli harçlar ve gider avansları bulunmaktadır. Vatandaşların hak kaybına uğramaması ve sürecin süratle ilerlemesi adına bu masrafların eksiksiz ve usulüne uygun şekilde yatırılması büyük önem arz eder.

Dava giderleri temel olarak başvurma harcı, karar ve ilam harcı, tebligat giderleri ve dosya masraflarından oluşmaktadır. Her yıl güncellenen harçlar ve gider avansları tarifeleri doğrultusunda belirlenen bu masraflar, tarafların kendi aralarında yapacakları anlaşmaya göre tek bir tarafça karşılanabileceği gibi yarı yarıya da paylaşılabilir. Anlaşmalı boşanma avukatı aracılığıyla hazırlanan protokolde dava masrafların hangi tarafça üstlenileceği açıkça karara bağlanmalıdır.

Gider Kalemi Açıklama Belirlenme Usulü
Başvurma Harcı Davanın açılışı esnasında devlet tarafından maktu olarak alınan zorunlu harçtır. Harçlar Kanunu Genel Tebliği kapsamında her yıl maktu belirlenir.
Peşin Harç Dava açılırken yargılama hizmetinin karşılığı olarak peşin tahsil edilen harçtır. Maktu esasa göre belirlenir.
Gider Avansı Tebligat gönderimi, yazışmalar ve diğer posta giderleri için kullanılan avanstır. Adalet Bakanlığı tarifelerine göre belirlenir.
Vekalet Harcı ve Suret Harcı Davada bir anlaşmalı boşanma avukatı görev yapacaksa baro pulu ve vekaletname harcıdır. Mevzuata göre maktu olarak tahsil edilir.

Yargılama giderlerinin dava açılırken eksik yatırılması durumunda, Aile Mahkemesi hakimi tarafından taraflara bu eksikliğin tamamlanması için kesin süre verilir. Belirlenen süre içerisinde masrafların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilir. Bu tür usuli engellerle karşılaşmamak adına hukuki sürecin uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı eşliğinde takip edilmesi tavsiye edilmektedir.

Stratejik Bilgi Kazancı ve Masraf İadesi: Anlaşmalı boşanma davaları tek celsede sonuçlandığı için mahkeme veznesine yatırılan gider avansının önemli bir kısmı kullanılmadan kalmaktadır. Dava kesinleştikten sonra taraflar veya vekilleri, kullanılmayan gider avansı bakiyesini mahkeme veznesinden iade alma hakkına sahiptir. Anlaşmalı boşanma avukatı, karar kesinleştikten sonra bu iade işlemlerini takip ederek müvekkiline maddi avantaj sağlar.

Anlaşmalı Boşanma Avukat Ücreti ve Danışmanlık Koşulları

Anlaşmalı boşanma davalarında profesyonel hukuki destek almak, tarafların gelecekteki hak kayıplarını engellemek adına son derece kritiktir. Anlaşmalı boşanma avukatı, sadece mahkeme huzurundaki duruşmada tarafları temsil etmekle kalmaz; aynı zamanda velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi karmaşık hukuki konuları içeren protokolü de kaleme alır. Bu nedenle avukatlık ücretleri ve danışmanlık koşulları, sunulan hizmetin kapsamına göre değişkenlik göstermektedir.

Avukatlık ücretinin belirlenmesinde en temel yasal sınır, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümleridir. Yasalar gereği hiçbir anlaşmalı boşanma avukatı, bu tarifede belirlenen asgari sınırın altında bir ücret karşılığında dava üstlenemez. Tarifenin üzerindeki ücret takdiri ise davanın niteliğine, tarafların paylaşacağı malvarlığının kapsamına, uyuşmazlığın derinliğine ve avukatın mesleki tecrübesine bağlı olarak serbestçe kararlaştırılır.

Anlaşmalı boşanma sürecinde danışmanlık ve avukatlık hizmetinin kapsamı genel olarak şu unsurları içermektedir:

  • Eşlerin yasal hakları konusunda detaylı bilgilendirme yapılması ve hak kayıplarının önüne geçilmesi,
  • Anlaşmalı boşanma protokolü metninin her iki tarafın menfaatlerini dengeleyecek ve hakimi ikna edecek şekilde titizlikle hazırlanması,
  • Dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde düzenlenerek yetkili Aile Mahkemesi nezdinde davanın ikame edilmesi,
  • Duruşma gününün hızlı bir şekilde alınması ve duruşma esnasında tarafların hukuki temsilinin gerçekleştirilmesi,
  • Mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması, kanun yolundan feragat dilekçelerinin sunulması ve kesinleştirme işlemlerinin tamamlanması.

Anlaşmalı boşanmada taraflar genellikle tek bir avukatın her iki tarafı da temsil edip edemeyeceğini merak etmektedir. Hukuki etik kuralları ve menfaat çatışması yasağı gereğince, tek bir avukatın aynı davada hem davacı hem de davalı tarafın vekilliğini yürütmesi mümkün değildir. Ancak taraflardan biri bir anlaşmalı boşanma avukatı ile anlaşıp protokolü hazırlatabilir, diğer taraf ise davaya kendisi katılarak veya kendi avukatını görevlendirerek süreci tamamlayabilir.

Altın Değerinde Hukuki Uyarı: Hakkaniyete aykırı veya aceleyle hazırlanmış bir boşanma protokolünün imzalanması, boşanma sonrasında telafisi imkansız maddi kayıplara yol açabilir. Anlaşmalı boşanma avukatı tarafından hukuki denetimi yapılmamış, özellikle “mal paylaşımından feragat” veya “nafaka talep etmiyorum” şeklindeki genel geçer ifadelerin ileride iptal davalarına konu olması son derece güçtür. Hukuki danışmanlık hizmeti, bu riskleri sıfıra indirmek için hayati öneme sahiptir.

Boşanma Davalarıyla İlgili Sık Sorulanlar

Anlaşmalı boşanma süreçleri, çekişmeli davalara kıyasla daha hızlı ve barışçıl yöntemler sunsa da, sürece dair usul kuralları tarafların zihninde birçok sorunun belirmesine neden olmaktadır. Kanunun açık hükümleri ve yerleşik yargısal uygulamalar çerçevesinde, dava sürecinin işleyişine ve tarafların yükümlülüklerine dair en çok merak edilen hususlar aşağıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Anlaşmalı boşanma davasında tarafların duruşmaya bizzat katılması zorunlu mu?

Evet, anlaşmalı boşanma davalarında tarafların duruşmaya bizzat katılması yasal bir zorunluluktur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/3 hükmü uyarınca, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır. Bu kural, kamu düzenine ilişkin olup esnetilmesi veya tarafların vekilleri aracılığıyla duruşmaya katılmaksızın boşanmalarına karar verilmesi mümkün değildir.

Dava sürecinde tarafları temsil eden bir anlaşmalı boşanma avukatı olsa dahi, eşlerin ikisinin de aynı anda duruşma salonunda hazır bulunması ve hakim huzurunda protokoldeki imzaların kendilerine ait olduğunu, boşanmayı özgür iradeleriyle kabul ettiklerini sözlü olarak beyan etmeleri gerekir. Eşlerden birinin duruşmaya katılmaması durumunda, mahkeme davayı anlaşmalı olarak sonlandıramaz ve dava usulden reddedilir veya çekişmeli boşanma davası usulüne göre yürütülmeye devam eder.

Yurt dışında yaşayan veya adliyeye gelemeyecek derecede geçerli mazereti olan kişilerin durumu ise istisnai yöntemlerle çözülmektedir. Bu tür durumlarda istinabe yoluyla veya ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığıyla tarafların dinlenmesi mümkündür. Ancak bu işlemlerin de titizlikle planlanması ve anlaşmalı boşanma avukatı tarafından mahkemeden talep edilmesi gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer ve tek celsede biter mi?

Anlaşmalı boşanma davaları, gerekli yasal şartların taşınması ve usul işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi halinde tek celsede sonuçlanan davalardır. Çekişmeli boşanma davalarının yıllarca sürebildiği ülkemizde, anlaşmalı boşanma yöntemi en hızlı çözüm yoludur. Davanın açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçen toplam süre, mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak genellikle 1 ila 3 ay arasında değişmektedir.

Sürecin tek celsede ve en kısa sürede tamamlanabilmesi için aşağıdaki adımların hatasız şekilde atılması gerekmektedir:

  • Bir Yıllık Evlilik Şartı: Evlilik birliğinin resmi nikah tarihinden itibaren en az 1 yıl sürmüş olması zorunludur. Bu süre dolmadan açılan davalar mahkeme tarafından esastan reddedilir.
  • Protokolün Eksiksiz Olması: Velayet, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat ve mal paylaşımı gibi tüm konularda tam bir mutabakat sağlanmalı ve bu durum net ifadelerle protokole dökülmelidir.
  • Duruşma Günü ve Tebligat: Dava açıldıktan sonra düzenlenen tensip zaptı ile duruşma günü belirlenir. Tebligatların taraflara hızlıca ulaşması, duruşmanın ertelenmesini önler.

Duruşmada hakimin boşanma kararı vermesiyle süreç tamamen sona ermez. Kararın ardından mahkeme kalemi tarafından gerekçeli karar yazılır, taraflara tebliğ edilir ve tarafların kanun yoluna başvurmayacaklarına dair feragat dilekçesi vermeleriyle karar kesinleşir. Deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı, karar sonrasındaki bu kesinleştirme aşamalarını da yakından takip ederek, sürecin aylar boyu uzamasını engeller ve boşanmanın nüfus müdürlüğüne tescil edilmesini sağlar.

Yargısal Uygulama ve Kritik Tavsiye: Yerleşik adli uygulamalara göre, duruşma esnasında tarafların protokol hükümlerinde yapacağı en küçük bir değişiklik veya tereddütlü beyan, hakimin davayı çekişmeliye dönüştürmesine ya da ek süre vermesine yol açar. Bu sebeple duruşmaya girmeden önce, anlaşmalı boşanma avukatı ile birlikte tüm protokol maddelerinin üzerinden geçilmeli ve hakim karşısında verilecek beyanlar netleştirilmelidir.

Anlaşmalı boşanma protokolünden sonradan vazgeçmek mümkün mü?

Eşlerin kendi özgür iradeleriyle üzerinde mutabık kalarak imzaladıkları anlaşmalı boşanma protokolü, hukuki niteliği itibarıyla mahkeme kararı kesinleşinceye kadar tarafları mutlak bir bağlayıcılık altına sokmaz. Sürecin işleyişi esnasında taraflardan birinin kararından vazgeçmesi veya protokol hükümlerini kabul etmemesi durumunda davanın seyri tamamen değişir. Anlaşmalı boşanma davalarında irade serbestisi esas olduğundan, nihai kararın kesinleşmesine kadar her aşamada bu anlaşmadan dönmek hukuken mümkündür.

Önemli Hukuki Kural: Anlaşmalı boşanma protokolünün mahkemece onaylanıp gerekçeli karara bağlanması dahi süreci sonlandırmaz. Kararın her iki tarafça da tebliğ alınıp yasal süreler içinde kesinleştirilmesine kadar geçen evrede taraflardan birinin irade beyanını geri çekmesi, imzalanan protokolü tamamen geçersiz ve hükümsüz kılar.

Protokolden ve anlaşmalı boşanma iradesinden vazgeçme süreci şu aşamalarda ve şekillerde gerçekleşebilir:

  • Duruşma Öncesinde: Taraflar mahkemeye sunacakları yazılı bir dilekçe ile protokolden ve davadan vazgeçtiklerini bildirebilirler. Bu durumda anlaşmalı boşanma avukatı süreci takip ederek davanın seyrini şekillendirir.
  • Duruşma Esnasında: Eşlerden biri duruşma salonunda hakimin huzurunda protokol hükümleriyle bağlı kalmak istemediğini veya boşanmaktan vazgeçtiğini sözlü olarak beyan edebilir.
  • Duruşma Sonrasında Kesinleşme Sürecinde: Hakim boşanma kararı vermiş olsa bile, gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden itibaren kanuni süre içerisinde eşlerden birinin istinaf kanun yoluna başvurması veya muvafakatini çekmesiyle protokol iptal olur.

Bu durumda ne yapılmalı? Anlaşmalı boşanma protokolünden vazgeçilmesi veya karşı tarafın anlaşmaya uymayacağını beyan etmesi halinde, hak kaybına uğramamak ve yeni hukuki duruma uygun bir strateji belirlemek adına vakit kaybetmeden uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile iletişime geçilmeli ve süreç profesyonelce yönetilmelidir.

Anlaşmalı boşanma davası açıldıktan sonra süreç çekişmeliye dönüştürülebilir mi?

Anlaşmalı boşanma davası açıldıktan sonra tarafların uzlaşamadığı bir hususun ortaya çıkması ya da eşlerden birinin protokolden vazgeçmesi halinde davanın çekişmeli boşanma davasına dönüştürülmesi hukuken mümkündür. Türk Medeni Kanunu m. 166/3 kapsamında açılan davanın çekişmeliye evrilmesi, davanın tamamen reddedilip yeniden açılması zorunluluğunu ortadan kaldırarak usul ekonomisine katkı sağlar. Bu süreçte usul kurallarına tam uyum sağlanması için deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı hukuki danışmanlık sunmalıdır.

Sürecin çekişmeli davaya dönüşmesi ve bu iki dava türü arasındaki temel farklılıklar şu şekildedir:

Kriterler Anlaşmalı Boşanma Çekişmeli Boşanma (Dönüşen)
Ortalama Süre Tek celse (1-2 ay) 1,5 ila 3 yıl arası
Delil Gösterme Gerekmemektedir Zorunludur (Tanık, mesaj vb.)
Duruşma Katılımı Bizzat katılım şarttır Vekil (Avukat) katılımı yeterlidir
Harç ve Masraf Maktu harç ödenir Taleplere göre nispi harç eklenebilir

Anlaşmalı davanın çekişmeliye dönüştürülmesi aşamasında mahkeme şu prosedürü izler:

  • Eşlerin anlaşamadığı duruşma zaptına geçirilir veya yazılı beyan dosyaya sunulur.
  • Hakim, taraflara iddialarını, savunmalarını ve delillerini sunmaları amacıyla karşılıklı dilekçeler sunması için yasal süreler verir.
  • Tarafların usulüne uygun şekilde **dilekçelerin teatisi** aşamasını tamamlamasından sonra mahkeme ön inceleme duruşması günü belirler.

Bu durumda ne yapılmalı? Davanın çekişmeliye dönüşmesiyle birlikte iddiaların kanıtlanması ve haklılığın ortaya konması için tanık listesi, dijital deliller ve mali durum belgeleri eksiksiz hazırlanmalıdır. Hak kaybına uğramamak adına süreci en başından itibaren bir anlaşmalı boşanma avukatı vasıtasıyla yürütmek kritik önem taşır.

Anlaşmalı boşanma sonrasında nafaka ve velayet değişikliği davası açılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesiyle birlikte taraflar arasındaki protokol maddeleri kural olarak kesin hüküm teşkil eder; ancak velayet, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası gibi konular kamu düzenini ilgilendirdiği için zamanla değişen koşullara uyarlanabilir. Kanun koyucu, boşanma sonrasında çocukların menfaatlerinin korunması ve tarafların mali durumlarındaki radikal değişikliklerin dengelenmesi adına yeni davaların açılmasına cevaz vermiştir. Bu tür davaların açılmasında ve savunulmasında bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışılması davanın başarısını doğrudan etkiler.

Anlaşmalı boşanma sonrasında açılabilecek değişiklik davaları ve şartları şunlardır:

  • Velayetin Değiştirilmesi Davası: Çocukların üstün menfaatinin tehlikeye girmesi, velayet hakkı kendisine verilen eşin çocuğun bakımını ihmal etmesi, ahlaka aykırı bir yaşam sürmesi ya da yurt dışına taşınması gibi durumlarda diğer eş her zaman velayetin değiştirilmesi talebinde bulunabilir.
  • Nafakanın Artırılması (Uyarlanması) Davası: Enflasyon karşısında nafakanın değerini yitirmesi, nafaka alacaklısının veya çocuğun eğitim/sağlık giderlerinin öngörülemez şekilde artması durumunda açılır.
  • Nafakanın Azaltılması veya Kaldırılması Davası: Nafaka yükümlüsünün işsiz kalması, iflas etmesi, ağır bir hastalığa yakalanması ya da nafaka alan eski eşin evlenmesi, haysiyetsiz hayat sürmesi ve düzenli bir gelire kavuşması durumlarında yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması talep edilebilir.

Bu durumda ne yapılmalı? Anlaşmalı boşanma protokolündeki mevcut dengelerin bozulduğunu iddia eden taraf, bu iddialarını resmi evraklarla (sağlık raporları, gelir durum belgeleri, okul makbuzları) ispat etmek zorundadır. Koşulların değiştiğini ispatlayacak güçlü bir dava dilekçesinin hazırlanması için uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı hukuki desteğine başvurulmalıdır.

Eşlerden birinin yabancı uyruklu olması durumunda anlaşmalı boşanma nasıl yapılır?

Eşlerden birinin yabancı uyruklu olması halinde gerçekleştirilecek anlaşmalı boşanma davası, yabancılık unsuru taşıması nedeniyle uluslararası özel hukuk kuralları ve Türk Medeni Kanunu’nun ortak hükümlerine tabidir. Bu tür davalarda yetkili mahkemenin tayini, uygulanacak ulusal hukukun belirlenmesi ve yabancı dildeki belgelerin geçerliliği gibi teknik detaylar mevcuttur. Hatalı işlemler davanın uzamasına neden olabileceğinden, sürecin uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı rehberliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Yabancı uyruklu eşle anlaşmalı boşanma sürecinin temel aşamaları şunlardır:

  • Uygulanacak Hukukun Tespiti: Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca, eşlerin ortak milli hukuku uygulanır. Ortak milli hukuk yoksa ortak mutad mesken hukuku, o da bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanacaktır. Uygulamada taraflar genellikle Türk hukukunun uygulanmasını talep ederler.
  • Duruşmaya Katılım ve Tercüman Zorunluluğu: Yabancı eş Türkçe bilmiyorsa, hakimin tarafların iradesini tam ve açık şekilde anlayabilmesi için duruşmada yeminli bir tercümanın hazır bulundurulması yasal bir zorunluluktur.
  • Belgelerin Apostil ve Tercüme İşlemleri: Yabancı ülkeden alınan evlilik belgelerinin veya nüfus kayıtlarının Türkiye’de geçerli olabilmesi için mutlaka **Apostil şerhi** taşımaları ve yeminli tercüman tarafından Türkçe’ye çevrilerek noter onayından geçmiş olması gerekir.

Bu durumda ne yapılmalı? Yabancı uyruklu eşle yapılacak anlaşmalı boşanma sürecinde, protokolün her iki tarafın dilinde de net anlaşılır olması ve uluslararası tebligat usullerine takılmadan davanın sonuçlandırılması için yabancılık unsurlu aile hukuku davalarında tecrübeli bir anlaşmalı boşanma avukatı profesyonel desteğiyle süreç yürütülmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma davasında eşlerin mahkemeye bizzat katılması zorunlu mudur?

Evet, anlaşmalı boşanma davasında her iki eşin de duruşma gününde bizzat hazır bulunması yasal bir zorunluluktur. Eşlerin kendilerini bir anlaşmalı boşanma avukatı ile temsil ettirmeleri halinde dahi, hakim tarafların serbest iradelerini bizzat dinlemek ve baskı altında olup olmadıklarını gözlemlemek istediği için duruşmaya katılım muafiyeti sağlanamaz.

Protokolde nafaka veya tazminat istemediğini belirten eş sonradan bunları talep edebilir mi?

Hayır, anlaşmalı boşanma protokolünde mali haklarından açıkça feragat eden eş, karar kesinleştikten sonra geriye dönük yoksulluk nafakası veya maddi-manevi tazminat talebinde bulunamaz. Ancak bu durumun tek istisnası, çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası olup, kamu düzenini ilgilendirdiği için her zaman yeni bir dava ile istenebilir.

Anlaşmalı boşanma davası açıldıktan sonra tek celsede sonuçlanır mı?

Evet, kanuni şartlar eksiksiz yerine getirildiğinde, usulüne uygun bir protokol sunulduğunda ve taraflar duruşmada hazır bulunduğunda dava tek celsede karara bağlanır. Ancak taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi veya protokolde hakimin kamu düzenine aykırı bulduğu maddelerin değiştirilmesinin kabul edilmemesi halinde dava sonraki celseye ertelenebilir.

Anlaşmalı boşanma kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası yeniden açılabilir mi?

Hayır, taraflar imzaladıkları protokolde tüm malvarlıklarını açıkça tasfiye etmiş ve birbirlerini ibra etmişlerse, karar kesinleştikten sonra yeniden mal paylaşımı davası açamazlar. Ancak protokolde hiç bahsedilmeyen, gizlenen veya sonradan ortaya çıkan malvarlığı değerleri mevcutsa, bu kıymetler için zaman aşımı süresi içinde tasfiye davası açılması mümkündür.

Eşlerden biri duruşma günü mahkemeye gelmezse anlaşmalı boşanma davası düşer mi?

Hayır, davacı tarafın mahkemeye mazeretsiz gelmemesi davanın doğrudan düşmesine neden olmaz ancak anlaşmalı olarak sonuçlanmasını imkansız kılar. Mahkeme bu durumda davayı kendiliğinden reddetmez, davacıya dilerse davasını çekişmeli boşanma davası olarak yürütmesi için süre verir.

Anlaşmalı boşanma davası açmak için evliliğin tam bir yıl sürmesi şart mıdır?

Evet, evlilik birliğinin resmi nikah tarihinden itibaren en az bir yıl sürmüş olması anlaşmalı boşanma davası açabilmenin mutlak ve yasal şartıdır. Bir yıllık süre dolmadan açılan davalar, taraflar her konuda uzlaşmış olsalar dahi mahkemece usulden reddedilecektir.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma süreci, evlilik birliğini sonlandırmak isteyen eşler için en hızlı, ekonomik ve yıpratıcı olmayan hukuki yöntemdir. Ancak davanın tek celsede sonuçlanması, protokolden vazgeçme haklarının yönetilmesi, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi hayati konularda gelecekte telafisi imkansız hak kayıplarının yaşanmaması için sürecin her aşaması titizlikle yürütülmelidir. Protokolün hazırlanmasından kararın kesinleşmesine kadar olan tüm süreçte, alanında uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışarak profesyonel hukuki danışmanlık alınması, gelecekteki haklarınızın en güçlü şekilde teminat altına alınmasını sağlayacaktır.

✍️ Yazar: Bu makale, Kurucu Ortak & Boşanma Hukuku Av. Mehmet Ali TURAN tarafından hazırlanmıştır.
⚠️ Yasal Uyarı: Bu makale, Av. Mehmet Ali TURAN tarafından Mayıs 2026 tarihinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut durum kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak için Sakarya Avukat Turan & Karakoç Avukatlık Ofisi ile iletişime geçerek profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.