12. Yargı Paketi Maddeleri ve Son Durum Gelişmeleri (2026)

Av. Murat KARAKOÇ

12. Yargı Paketi son durumu itibarıyla, kanun teklifi 25 Haziran 2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş ve 2 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla TBMM Genel Kurulu gündemine alınmıştır. Henüz yasalaşarak Resmî Gazete’de yayımlanmayan 30 maddelik bu reform paketi, genel af veya kapsamlı bir infaz indirimi içermemekle birlikte, yargılama usullerinde ve ceza muhakemesinde köklü değişiklikler öngörmektedir.

Sayfa İçeriği

12. Yargı Paketi Yasalaştı mı ve Meclis Süreci Nasıl İlerliyor?

Yasa tekliflerinin meclis süreçlerini yakından takip etmek, derdest davaların ve infaz planlamalarının seyrini doğru tahmin edebilmek açısından hayati önem taşır. Kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan bu paketin yasama organındaki ilerleyişini doğru analiz etmek, hak kayıplarının önüne geçecektir. Yargı reformu strateji belgesi kapsamında daha önce yasalaşan 11. Yargı Paketi kapsamı ve yürürlük süreci sonrasında, bu yeni paket yasama organının takviminde kritik bir yer tutmaktadır.

Kanun teklifinin yasalaşma süreci ve meclis mekanizması şu aşamalardan geçmektedir:

  • Teklifin Sunulması: Kanun teklifi 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuş ve ilk resmi süreç başlatılmıştır.
  • Komisyon Aşaması: Teklif, 25 Haziran 2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülerek bazı revizyonlarla birlikte kabul edilmiştir.
  • Genel Kurul Gündemi: Komisyondan geçen metin, 2 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla TBMM Genel Kurulu gündemine alınmış olup, maddelerin tek tek oylanması sürecine geçilmesi beklenmektedir.
  • Yayın ve Yürürlük: Genel Kurulda kabul edilecek nihai metin, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulacak ve Resmî Gazete’de yayımlanarak resmiyet kazanacaktır.

Bu durumda yapılması gereken en önemli işlem, taslak aşamasındaki metinlere dayanarak aceleci kararlar almamaktır. Derdest dosyası bulunan kişilerin, meclis oylamalarının tamamlanmasını ve nihai kanunun yürürlüğe girmesini beklemesi gerekmektedir.

12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?

Yeni yasal düzenlemelerin yürürlük tarihleri, usul işlemlerinin geçerliliği ve sürelerin hesaplanması bakımından en kritik unsurlardan biridir. Yasalaşan her bir maddenin ne zamandan itibaren uygulanacağını bilmek, hak düşürücü sürelerin kaçırılmasını engeller. Mevcut tasarıda, usul hukukunun karmaşık yapısı göz önünde bulundurularak kademeli bir yürürlük sistemi tasarlanmıştır.

Kanun teklifinde öngörülen yürürlük takvimi ve geçiş süreçleri şu şekildedir:

  • Yayım Tarihinde Yürürlük: Teklifin bazı maddeleri, Resmî Gazete’de yayımlandığı gün itibarıyla doğrudan yürürlüğe girecektir.
  • Yayımdan 3 Ay Sonra Yürürlük: Uygulayıcıların uyum sağlaması gereken karmaşık usuli düzenlemeler, yayım tarihinden itibaren 3 ay sonra geçerlilik kazanacaktır.
  • Geriye Yürümezlik İlkesi: Ortaklığın giderilmesi satışları ve vesayet altındaki kişilerin mal satışlarına ilişkin usul değişiklikleri, yürürlük tarihinden önce ilan edilmiş olan artırmalara uygulanmayacaktır.

Uygulamadaki bu kademeli geçişi özetlemek gerekirse aşağıdaki tablo yol gösterici olacaktır:

Yürürlük Türü Kapsamındaki Düzenlemeler Uygulanacak Süreç
Doğrudan Yürürlük İdari kararlar, kadro düzenlemeleri ve bazı ceza muhakemesi hükümleri. Resmî Gazete yayımı ile aynı gün uygulanmaya başlar.
Kademeli Yürürlük (3 Ay Sonra) Kısmi dava değişiklikleri, e-duruşma usulleri ve kanuni faiz rejimleri. Uygulayıcılara hazırlık süresi tanınarak 3 ay sonra devreye girer.

Avukatlık pratiğimize göre, her bir hukuki değişikliğin dava dosyalarına etkisi kendi yürürlük maddesine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu nedenle, kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından her bir usul işleminde güncel yürürlük takvimi kontrol edilmelidir.

TBMM Adalet Komisyonunda Kabul Edilen Değişiklikler Nelerdir?

Yasa tekliflerinin komisyon aşamasında uğradığı değişiklikler, kanunun nihai amacını ve uygulama sınırlarını doğrudan belirler. Komisyonda kabul edilen önergeler, ilk taslakta yer almayan yepyeni haklar veya kısıtlamalar getirebilmektedir. Bu durum, özellikle ceza adaleti ve bilişim suçları alanında ezber bozan sonuçlar doğurmuştur.

Komisyon görüşmeleri sırasında metne eklenen veya metinden çıkarılan temel hususlar şunlardır:

  • IBAN / Hesap Kullandırma İndirimi: Kendi banka hesaplarını veya ödeme araçlarını başkasına kullandırarak nitelikli dolandırıcılık suçuna bilerek veya bilmeyerek iştirak edenler için özel bir ceza indirimi eklenmiştir.
  • Yargıtay Yetki Sınırlamasının Çıkarılması: İlk teklifte yer alan, Yargıtay’ın sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma yapmasını sınırlayan düzenleme komisyon aşamasında taslaktan tamamen çıkarılmıştır.
  • Vesayet Satış Portalı Revizyonu: Kısıtlıların mallarının elektronik ortamda satılmasına ilişkin onama süreleri ve usul kuralları komisyonda daha denetlenebilir hale getirilmiştir.

Stratejik Vaka Analizi: Komisyon aşamasında eklenen en kritik değişiklik, hesap kullandırma fiili dolayısıyla TCK m. 158 kapsamında yargılanan kişileri ilgilendiriyor. Eğer kişinin iştiraki sadece hesap bilgilerini veya ödeme aracını haksız menfaat amacıyla başkasına vermekten ibaret kalmışsa, cezada indirim yapılacaktır. Avukatlık pratiğimize göre bu durum, ceza yargılamalarında savunma stratejilerini tamamen lehe değiştirecek bir altın kural niteliğindedir.

Ceza davası veya soruşturması devam eden kişilerin, komisyonca eklenen bu lehe düzenlemeleri mahkeme huzurunda dile getirebilmesi için nihai yasanın çıkışıyla birlikte ek savunma hazırlığı yapması tavsiye edilir.

12. Yargı Paketi Maddeleri Tam Listesi ve Kanun Teklifi Metni

Otuz maddeden oluşan yasa teklifi, yargının hantallıktan kurtarılması ve dijital altyapının güçlendirilmesi üzerine inşa edilmiştir. Maddelerin tam listesini bilmek, adliyelerdeki günlük işleyişin nasıl değişeceğini öngörmeyi kolaylaştırır. Teklif metni, geniş bir yelpazede usul hukuku reformları barındırmaktadır.

Kanun teklifinde yer alan temel maddelerin özeti şu şekildedir:

  • Madde 1: İdare aleyhine hükmedilen para alacaklarında, doğrudan ilamlı icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılması ve 1 aylık ödeme süresi tanınması zorunlu kılınmaktadır.
  • Madde 2: Ortaklığın giderilmesi davalarında, miras kalan taşınmazların ilk açık artırmasının sadece malik olan mirasçılar arasında yapılması usulü getirilmektedir.
  • Madde 3: Noterlik evrak ve defterlerinin mahkemeler ve savcılıklarca incelenmesi ile onaylı örneklerinin elektronik ortamda harçsız gönderilmesi düzenlenmektedir.
  • Madde 10: Çözümü tamamen hukuki bilgiyle mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması, hâkim ve savcılar bakımından disiplin yaptırımına (uyarma) bağlanmaktadır.
  • Madde 11: Sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkilerinde uygulanacak kanuni faiz ve temerrüt faizi rejimi, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden yapılandırılmaktadır.
  • Madde 15: Dijital verilerde ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerinde gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramı ve 24 saatlik hâkim onayı şartı netleştirilmektedir.
  • Madde 16: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarına karşı kanun yolu rejimi yeniden düzenlenmekte, işkence ve kötü muamele gibi bazı suçlar HAGB kapsamından çıkarılmaktadır.
  • Madde 20: Uygulamada çokça tartışılan belirsiz alacak davası (HMK m. 107) tamamen kaldırılmaktadır.

Bu maddelerin hayata geçmesiyle birlikte, dava açma usullerinden icra takibine kadar tüm süreçler yenilenecektir. Hak sahiplerinin yeni usul kurallarına uyum sağlamak için dosyalarını uzman hukukçular aracılığıyla revize etmesi gerekmektedir.

Teklif Aşamasındaki Temel Hukuki Değişikliklerin Ana Başlıkları

Reform paketinin getirdiği değişiklikleri teorik maddelerden arındırarak günlük hayattaki karşılıklarıyla anlamak gerekir. Eski ve yeni uygulamaların karşılaştırılması, hem hak sahipleri hem de uygulayıcılar için yol gösterici olacaktır. Paketin odağında yargılama sürelerinin kısaltılması ve usul ekonomisi yer almaktadır.

Değişikliklerin daha net anlaşılabilmesi adına, en çok başvurulan hukuki kurumlardaki eski ve yeni durum şu şekilde karşılaştırılabilir:

Hukuki Kurum Eski / Mevcut Uygulama Öngörülen Yeni Uygulama
Alacak Davaları HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası açılabiliyordu. Belirsiz alacak davası kaldırılmakta, kısmi davada sonradan artırılan miktar için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılmaktadır.
Ortaklığın Giderilmesi Miras taşınmazları doğrudan herkese açık ihale ile satışa çıkıyordu. İlk açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak ve muhammen bedelin tamamını karşılama şartı aranacaktır.
İdareye Karşı İcra Mahkeme ilamı alınır alınmaz doğrudan icra takibi başlatılabiliyordu. İcra takibinden önce idareye yazılı başvuru yapılacak ve ödeme için idareye 1 ay süre tanınacaktır.

Avukatlık pratiğimize göre, özellikle alacak davaları açılırken dava türünün doğru seçilmesi ve yeni usul kurallarına göre harç/zamanaşımı hesaplamalarının yapılması olası hak kayıplarını engelleyecektir. Yeni dönemde kısmi dava stratejileri önem kazanacaktır.

Ceza Hukuku, İnfaz Rejimi ve TCK 158 Düzenlemeleri Neleri Kapsıyor?

Yürürlükteki mevzuat çalışmaları kapsamında hazırlanan ve yargı sisteminde köklü reformlar yapmayı amaçlayan yeni kanun teklifi, ceza adaleti sistemi ve infaz rejiminde kritik düzenlemeleri beraberinde getirmektedir. Toplumsal düzenin korunması, ceza muhakemesinin hızlandırılması ve temel hak ve özgürlüklerin daha etkin korunması amacıyla hazırlanan bu düzenlemeler, uygulayıcılar ve vatandaşlar açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Hukuk komisyonlarından geçerek yasama organının nihai onayına sunulan bu düzenleme paketi, ceza hukuku alanında özellikle dijital delillerin elde edilmesi, genetik verilerin korunması ve yargısal denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi gibi teknik ve usulî konulara odaklanmaktadır. Bu doğrultuda Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) bünyesinde yapılması öngörülen temel değişiklikler şunlardır:

  • Dijital Delillerde Arama ve Elkoyma: Bilgisayar, bilgisayar programları ve dijital kütüklerde arama, kopyalama ve elkoyma usulleri, usul güvencelerini artıracak şekilde yeniden yapılandırılmaktadır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı 24 saat içinde hâkim onayına sunulacak, hâkim de 24 saat içinde kararını verecektir.
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB): Anayasa Mahkemesi iptal kararları doğrultusunda, HAGB kararlarına karşı istinaf ve temyiz yolları daha güvenceli bir sisteme kavuşturulmaktadır. Ayrıca kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri işkence, eziyet ve kötü muamele gibi ağır hak ihlali oluşturan fiillerde HAGB uygulanması tamamen yasaklanmaktadır.
  • Moleküler Genetik İncelemeler: CMK m. 80 kapsamında genetik verilerin sisteme kaydedilmesi, kullanılması ve silinmesi hususları kişisel verilerin korunması ilkelerine uyumlu hale getirilmektedir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararlarında veriler derhal imha edilecek, diğer durumlarda ise kesinleşmeden itibaren 20 yıl sonra silinecektir.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi: Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı Başsavcılığın itiraz yetkisi genişletilerek, içtihat birliğinin sağlanması kolaylaştırılmaktadır. Sanık aleyhine itirazlarda 3 aylık süre sınırı getirilirken, sanık lehine itirazlarda herhangi bir süre kısıtlaması öngörülmemiştir.

Avukatlık pratiğimize göre, ceza yargılamalarında usul kurallarının bu şekilde netleştirilmesi, savunma hakkının sınırlarını çizen en önemli unsurdur. Yapılacak bu usulî reformlar sayesinde, soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki belirsizliklerin ve hak kayıplarının önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

12. Yargı Paketinde Genel Af, Kapsamlı İnfaz İndirimi veya Denetimli Serbestlik Var mı?

Kamuoyunda uzun süredir beklenti oluşturan ve sosyal medyada asılsız iddialarla sıkça gündeme gelen genel af veya kapsamlı bir ceza indirimi meselesi, yeni yargı paketinin en çok merak edilen başlıkları arasında yer almaktadır. Ancak Adalet Komisyonu aşaması tamamlanan resmi teklif metni incelendiğinde, bu beklentilerin hukuki bir karşılığının bulunmadığı açıkça görülmektedir.

Mevcut kanun teklifinin ceza adaletine ilişkin vizyonu, toplu salıverilme veya cezaların tamamen ortadan kaldırılması gibi bir af mekanizması üzerine kurulmamıştır. Bunun yerine yargı hizmetlerinin hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve dijital dönüşümün gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Kamuoyunda dolaşan “3 yıl denetimli serbestlik” veya “P infaz modeli” gibi iddiaların bu teklif metninde yeri bulunmamaktadır. Dolayısıyla, geçmiş dönemlerde gündeme gelen infaz düzenlemesi ve genel af tartışmaları ile bu yeni paketin içeriğini birbirinden tamamen ayrı tutmak gerekmektedir.

Kamuoyu Beklentileri / Söylentiler Mevcut Kanun Teklifi İçeriği ve Gerçek Durum
Genel Af veya Özel Af İlan Edilmesi Teklifte kesinlikle genel veya özel af düzenlemesi yer almamaktadır.
Kapsamlı İnfaz İndirimi ve Koşullu Salıverilme Oranlarının Değişmesi Cezaların infaz oranlarında (1/2, 2/3 vb.) genel bir indirim veya değişiklik öngörülmemiştir.
Denetimli Serbestlik Süresinin Genel Olarak Artırılması Denetimli serbestlik sürelerini uzatan veya “3 yıl maktu denetim” getiren bir hüküm bulunmamaktadır.
Adli Sicil Kayıtlarının Toplu Olarak Temizlenmesi Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinme şartlarında toplu bir değişiklik ya da sicil affı yoktur.

Bu çerçevede, cezaevinde yakını bulunan veya hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olan kişilerin, asılsız sosyal medya paylaşımlarına itibar etmemeleri gerekmektedir. Ceza hukuku pratiğinde istikrar kazanmış kurallara göre, cezaların caydırıcılığı ile infaz adaleti arasındaki hassas dengenin korunması esas alınmış olup; bu paketle cezaların infaz oranlarında genel bir indirime gidilmemiştir.

Nitelikli Dolandırıcılık Kapsamında Hesap Kullandıranlar İçin Getirilen Yeni Ceza Hükmü

Son yıllarda özellikle internet bankacılığı, kripto para platformları ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, dolandırıcılık suçlarında başkalarına ait banka hesaplarının kullanılması ciddi bir artış göstermiştir. Kamuoyunda “IBAN mağdurları” veya “hesap kiralayanlar” olarak bilinen bu kişiler, genellikle çok küçük maddi menfaatler karşılığında ya da arkadaşlık ilişkilerine güvenerek hesaplarını üçüncü kişilere kullandırmaktadır.

Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarında, banka hesabını dolandırıcılık suçunun işlenmesi için başkasına veren kişilerin eylemleri, niteliğine göre TCK m. 158/1-f uyarınca bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçuna “asli fail” veya “yardım eden” sıfatıyla iştirak olarak değerlendirilmekteydi. Bu durum, fiilin vahameti ile verilen ağır hapis cezaları arasında ciddi bir adaletsizliğe yol açmaktaydı. Komisyon aşamasında yasa teklifine eklenen yeni madde ile bu duruma özel bir sınırlandırma ve ceza indirimi getirilmiştir.

Stratejik Hukuki Çıkarım: Komisyonca kabul edilen yeni düzenlemeye göre; dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, sadece ve sadece haksız menfaat sağlamak amacıyla banka hesabı, ödeme aracı veya hesap bilgilerinin başkasına verilmesi fiiliyle sınırlı kaldığı durumlarda, hesap sahibine verilecek cezada özel bir indirim uygulanacaktır. Bu sayede, suçun asıl organizatörleri ile sadece hesabını kullandıran ve arka plandaki organizasyondan haberdar olmayan kişilerin ceza sorumlulukları birbirinden ayrıştırılacaktır.

Uygulamada bu indirimden yararlanabilmek için sanığın, dolandırıcılık suçunun planlanması, icrası veya mağdurun ikna edilmesi gibi diğer aşamalara hiçbir şekilde katılmamış olması gerekir. Avukatlık tecrübelerimize göre, ceza davası sürecinde savunma stratejisinin bu sınırlandırma üzerine kurulması ve sanığın sadece “hesap kullandırma” fiiliyle sınırlı kaldığının ispatlanması, fahiş cezaların engellenmesi bakımından hayati önem taşıyacaktır.

IBAN’ını Başkasına Kullandıranlar İçin Ceza İndirimi Geriye Etkili Uygulanacak mı?

Yeni bir ceza normu yürürlüğe girdiğinde, ceza hukuku uygulayıcılarının ve sanıkların en çok sorduğu soru bu normun geçmişte işlenmiş suçlara etkisinin ne olacağıdır. Banka hesaplarını veya IBAN numaralarını başkalarına kullandırdığı için hakkında soruşturma yürütülen, davası devam eden veya mahkumiyet kararı kesinleşip infaz aşamasına geçilen binlerce kişi bu düzenlemenin geriye etkili olup olmayacağını merak etmektedir.

Anayasa ve Türk Ceza Kanunu’nun genel ilkeleri uyarınca, ceza normlarının geriye yürümesi hususunda çok net kurallar bulunmaktadır. Bu kurallar kapsamında geriye etkili uygulama süreci şu şekilde işleyecektir:

  • Lehe Kanun İlkesi (TCK m. 7/2): Ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan lehe kanunun geçmişe yürümesi ilkesi gereğince; suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
  • Derdest Dosyalara Etkisi: Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte henüz karara bağlanmamış soruşturma ve kovuşturma dosyalarında, mahkemeler doğrudan yeni ve indirimli ceza hükmünü esas alarak karar vermek zorundadır.
  • Kesinleşmiş Mahkumiyetlere Etkisi: Hakkında nitelikli dolandırıcılığa iştirakten hüküm kurulmuş ve cezası kesinleşmiş olan kişiler için infaz mahkemelerinden uyarlama yargılaması talep edilebilecektir. Yapılacak uyarlama yargılaması sonucunda yeni ceza indirimi tatbik edilecek ve bu durum kişinin cezaevinde kalacağı süreyi doğrudan kısaltacaktır.

Bu doğrultuda, düzenlemenin yasalaşıp Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından, IBAN kullandırma fiili sebebiyle yargılanan kişilerin dosyalarında derhal lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekecektir. Yargısal uygulamada bu sürecin kendiliğinden işlemesi gecikebileceğinden, hak sahiplerinin veya vekillerinin ilgili mahkemelere yazılı başvuruda bulunması sürecin hızlanmasını sağlayacaktır.

Özel Hukuk ve İş Hukuku Alanında Getirilen Köklü Değişiklikler

Yeni yargı paketi, sadece ceza hukuku alanıyla sınırlı kalmayıp özel hukuk ilişkilerini ve iş hayatını doğrudan ilgilendiren Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) gibi temel kanunlarda da köklü değişiklikler öngörmektedir. Özellikle davaların makul sürede sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin sağlanması amacıyla çok radikal adımlar atılmaktadır.

Bu reformların başında, uzun yıllardır uygulamada bulunan ve özellikle işçilik alacakları ile tazminat davalarında sıkça başvurulan Belirsiz Alacak Davası kurumunun kaldırılması gelmektedir. Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte, hak kayıplarının önlenmesi adına kısmi dava sistemi yeniden yapılandırılmaktadır. Yeni sistemde kısmi davaya ilişkin getirilen kurallar ve özel hukuk alanındaki diğer önemli değişiklikler şunlardır:

Değiştirilen Kurum Eski Uygulama Yeni Öngörülen Düzenleme
Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107) Alacak miktarının tam belirlenemediği durumlarda belirsiz alacak davası açılabiliyordu. Belirsiz alacak davası tamamen yürürlükten kaldırılmaktadır.
Kısmi Davada Alacak Artırımı (HMK m. 109) Kısmi davada kalan kısım için ıslah yoluna başvurulması gerekiyordu ve zamanaşımı riskleri mevcuttu. Tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus olmak üzere kalan kısım artırılabilecek ve zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.
Tazminat Davalarında Faiz Başlangıcı (TBK m. 55) Destekten yoksun kalma ve iş gücü kaybı tazminatlarında tüm dönemler için faiz haksız fiil/olay tarihinden başlar. Kazancın bilindiği dönem için faiz olay tarihinden; geleceğe yönelik (bilinemeyen) dönem için ise karar tarihinden itibaren işleyecektir.
Duruşma Aralıkları (Yazılı Yargılama) Duruşmalar arasındaki süre tamamen hâkimin takdirinde olup 5-6 ayı bulabiliyordu. Duruşmalar arasındaki süre kural olarak 3 ayı geçemeyecektir (gerekçeli istisnalar hariç).

Ayrıca iş ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan tazminat hesaplamalarında faiz başlangıcına getirilen ikili ayrım, özellikle sigorta şirketleri ve işverenler lehine bir mali denge oluştururken, davacıların alacaklarının değer kaybını önleme noktasında yeni tartışmaları da beraberinde getirecektir. Avukatlık pratiğimize göre, yeni dönemde açılacak kısmi davalarda talep edilecek asgari tutarların ve zamanaşımı sürelerinin çok daha titiz hesaplanması gerekmektedir.

Belirsiz Alacak Davası Kalkınca İşçilik Alacakları Nasıl Talep Edilecek?

Hukuk yargılamasında uzun yıllardır uygulanan belirsiz alacak davası kurumunun kaldırılması ihtimali, özellikle işçi alacakları davalarında yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. İşçilik alacaklarının dava açılış aşamasında tam olarak belirlenmesinin zorluğu sebebiyle sıkça başvurulan bu yöntemin sona ermesi, hak arama hürriyetinin korunması için kısmi dava mekanizmasının yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmıştır. İşçi vekillerinin ve hak sahiplerinin hak kaybına uğramaması adına bu yeni dava sisteminin detaylarının çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir.

Belirsiz Alacak Davası Yerine Güçlendirilen Kısmi Dava Sistemi

Yapılması planlanan usul değişikliği kapsamında, mülga hale gelecek olan belirsiz alacak davası yerine ikame edilecek sistemin temel taşı kısmi dava olacaktır. Bu çerçevede, yürürlükteki Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri kapsamında kısmi davaya ilişkin usuller kolaylaştırılmakta ve alacaklının korunması amaçlanmaktadır. Yeni usul düzenlemelerinin temel aşamaları şu şekildedir:

  • Kısmi Dava Açılması: İşçi, alacaklarının tam miktarını belirleyemediği durumlarda, şimdilik sadece belirlenebilen asgari miktar üzerinden kısmi dava açabilecektir.
  • Tek Seferlik Alacak Artırımı: Kısmi dava açan taraf, yargılama sürecinde bilirkişi raporu ile alacak miktarı netleştikten sonra, ıslah yoluna başvurmak zorunda kalmaksızın alacağın kalan kısmını talep edebilecektir. Bu hak, tahkikat aşaması sona erinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere kullanılabilecektir.
  • Zamanaşımının Kesilmesi: Sonradan artırılan kısım yönünden en büyük risk olan zamanaşımı defi, yeni düzenleme ile bertaraf edilmiştir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, ek dava veya ıslah tarihinden itibaren değil, doğrudan ilk davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.
Özellik Eski Sistem (Belirsiz Alacak) Yeni Sistem (Güçlendirilmiş Kısmi Dava)
Dava Türü Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Kısmi Dava (Alacak Artırımlı)
Zamanaşımı Kesilmesi Dava tarihinde tüm alacak için kesilir Sonradan artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılır
Alacak Artırım Yöntemi Talep sonucunun artırılması dilekçesi Islahsız, tek seferlik alacak artırım talebi
Stratejik Vaka Analizi: Avukatlık pratiğimize göre, işçilik alacaklarında belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte, dava dilekçelerinde talep edilen asgari tutarların ve hukuki nitelendirmelerin çok daha titiz hazırlanması gerekecektir. Bilirkişi raporu sonrasında yapılacak alacak artırım talebinin tek seferlik olması ve tahkikat bitimine kadar yapılması zorunluluğu, usuli sürelerin takibini davanın en kritik unsuru haline getirmektedir.

Bu durumda ne yapılmalı? İşçilik alacaklarını talep edecek olan işçiler ve vekilleri, dava açarken alacak kalemlerini tek tek belirterek kısmi dava yolunu seçmeli, yargılama aşamasında sunulacak bilirkişi hesap raporunu takiben tahkikat sonlanmadan önce tek seferlik artırım hakkını kullanarak taleplerini eksiksiz olarak mahkemeye sunmalıdır.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Taşınmazın Mirasçılara Satışı İçin Gereken Şartlar Nelerdir?

Ortaklığın giderilmesi davalarında miras yoluyla intikal eden taşınmazların, değerinin altında bedellerle yabancı üçüncü kişilerin eline geçmesi aileler arasında ciddi huzursuzluklara yol açmaktadır. Kanun koyucu, miras ortaklığının korunması ve mülkiyetin aile içinde kalması amacıyla ortaklığın giderilmesi satış usulünde köklü bir reforma gitmektedir. Yapılan bu değişiklik, mirasçıların mülkiyet haklarını koruma altına alırken ihale süreçlerindeki spekülasyonları da azaltmayı hedeflemektedir.

Mirasçılar Arasında İlk Açık Artırma Koşulları

Miras kalan taşınmazların satışında, ihalenin yalnızca mirasçılar arasında yapılabilmesi için kanun teklifinde belirli ve sıkı şartlar öngörülmüştür. Bu şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi halinde, dışarıdan katılım engellenerek kapalı bir satış süreci işletilecektir:

  • Miras Yoluyla İntikal Şartı: Ortaklığın giderilmesine konu olan taşınmazın, taraflara mutlaka miras yoluyla geçmiş olması gerekmektedir.
  • Üçüncü Kişi Mülkiyetinin Bulunmaması: Taşınmaz üzerinde mirasçılar dışında herhangi bir üçüncü kişinin mülkiyet, pay veya paydaşlık hakkının bulunmaması şarttır.
  • Muhammen Bedelin Tamamının Karşılanması: Yalnızca mirasçılar arasında yapılacak bu ilk açık artırmada, verilecek en yüksek teklifin taşınmazın belirlenen muhammen kıymetinin tamamını (%100’ünü) karşılaması zorunludur.
  • İkinci Satış İstisnası: İlk açık artırmada muhammen bedelin tamamını karşılayan bir teklif çıkmazsa veya satış gerçekleşmezse, ikinci artırma genel hükümlere göre herkese açık olarak yapılacaktır.
Altın Kural ve Teminat Riski: Yeni düzenleme kapsamında, ortaklığın giderilmesi ihalelerinde paydaşların teminatsız şekilde artırmaya girip süreci kilitlemelerinin önüne geçilmektedir. İhale bedelini süresinde yatırmayan alıcının teminatı kesinlikle iade edilmeyecek; bu teminat öncelikle satış giderlerine mahsup edilecek ve kalan kısım hak sahiplerine payları oranında dağıtılacaktır.

Bu durumda ne yapılmalı? Miras kalan taşınmazın aile dışına çıkmasını istemeyen mirasçılar, davanın satış aşamasında ilk ihaleye katılmalı, taşınmazın belirlenen muhammen bedelinin tamamını ödeyebilecek finansal hazırlığı önceden tamamlamalı ve ihale bedelini yasal süresi içinde gecikmeksizin dosyaya yatırmalıdır.

İcra İflas, Kanuni Faiz ve İdari Yargı Alanındaki Yeni Usul Kuralları

Yargı sisteminin etkinliğini artırmak ve uyuşmazlıkların makul sürede çözülmesini sağlamak amacıyla adli ve idari yargıda usul kuralları yeniden şekillendirilmektedir. Özellikle icra iflas dairelerinin işleyişi, kanuni faiz rejiminin Anayasa Mahkemesi kararlarına uyumlu hale getirilmesi ve idari mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi bu usul reformunun merkezinde yer almaktadır. Bu usul değişiklikleri hem vatandaşların hak arama süreçlerini hızlandıracak hem de mahkeme süreçlerindeki gereksiz bürokrasiyi azaltacaktır.

İdari Yargıda Tek Hâkim Sınırı ve Kanun Yolu Değişiklikleri

İdari yargılama usulünde, davaların heyet yerine tek hâkimle çözümlenmesini sağlayacak parasal ve niteliksel sınırlar genişletilmektedir. Bu sayede idare mahkemelerinin heyet halinde bakmak zorunda olduğu dosya yükü hafifletilecektir. Düzenleme kapsamında öne çıkan kurallar şunlardır:

  • Tek Hâkim Sınırının Genişletilmesi: Belirli parasal sınırların altında kalan iptal davaları ile idari yargıda tam yargı davası uyuşmazlıkları, heyet oluşturulmaksızın tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır. Öğrenci disiplin işlemleri ve kamu görevlilerinin bazı hafif disiplin cezaları da bu kapsama alınmıştır.
  • Bölge İdare Mahkemesi Yetkilerinin Sınırlandırılması: Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararını kaldırıp dosyayı tekrar ilk derece mahkemesine gönderme (bozma benzeri) yetkileri daraltılmaktadır. Eksikliklerin mümkün mertebe istinaf merciince doğrudan tamamlanması esası getirilmiştir.
  • Danıştay Temyiz Yolunun Açılması: Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak yeniden verdiği bazı nihai kararlar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilerek Danıştay nezdinde temyiz yolu açılmaktadır.
Bilirkişilikte Disiplin Dönemi: Yargısal süreçlerde hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulması artık kesin olarak engellenmektedir. Hâkim veya savcının, çözümü salt hukuk bilgisiyle mümkün olan bir konuda bilirkişi incelemesine karar vermesi durumunda, bu fiil disiplin yaptırımına (uyarma cezası) bağlanmıştır.

Bu durumda ne yapılmalı? İdari yargıda veya icra dairelerinde davası bulunan taraflar, güncellenen parasal sınırlara dikkat etmeli, özellikle bilirkişi raporu talep ederken teknik uzmanlık gerektiren konular dışındaki hukuki iddialarını bizzat dilekçelerinde gerekçelendirerek mahkemeye sunmalıdır.

İdareye Karşı İcra Takibi Başlatmadan Önce Başvuru Zorunluluğu Süreci Nasıl İşleyecek?

Devlet daireleri ve kamu tüzel kişileri aleyhine hükmedilen para alacaklarının doğrudan icraya konulması, kamunun gereksiz icra vekalet ücreti ve harç ödemesine sebebiyet vermektedir. Bu durumun önüne geçmek ve kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla, idare aleyhine ilamlı icra takibi başlatılmadan önce zorunlu bir idari başvuru aşaması getirilmektedir. Alacaklıların bu usuli sürece uymadan icra takibi başlatması halinde, takibin iptali riskiyle karşı karşıya kalacakları unutulmamalıdır.

İdareye Başvuru ve Ödeme Süreci Basamakları

Adli veya idari yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen para alacağı, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin tahsili için takip edilecek zorunlu süreç şu şekilde kurgulanmıştır:

  • Doğrudan İcra Yasağı: Alacaklı taraf, mahkeme kararını alır almaz doğrudan icra dairesine giderek ilamlı takip başlatamayacaktır.
  • Yazılı Başvuru Zorunluluğu: Alacaklı veya vekili, borçlu kamu idaresine yazılı olarak başvurarak mahkeme kararında hükmedilen tutarın ödenmesini talep etmek zorundadır.
  • Banka Hesap (IBAN) Bilgisi Sunulması: Yapılacak yazılı başvuru dilekçesinde, ödemenin yapılacağı alacaklıya veya vekiline ait banka hesap bilgilerine (IBAN) yer verilmesi kanuni bir zorunluluktur.
  • 1 Aylık Ödeme Süresi: İdareye başvurunun tebliğ edilmesinden itibaren, idarenin borcu ödemesi için 1 aylık yasal süresi bulunmaktadır.
  • Takip Başlatma Şartı: İdare, tebliğden itibaren 1 aylık süre içinde ödeme yapmazsa, alacaklı ancak bu sürenin dolmasının ardından ilamlı icra takibi başlatabilecektir.
Hukuki Hak Kaybı Uyarısı: Yerleşik yargısal uygulamalara göre, zorunlu başvuru süreci tamamlanmadan veya 1 aylık bekleme süresi dolmadan idare aleyhine başlatılan icra takipleri, idarenin şikayeti üzerine icra hukuk mahkemesi tarafından usulsüzlük nedeniyle iptal edilecek ve tüm icra yargılama giderleri ile karşı vekalet ücreti alacaklı üzerinde bırakılacaktır.

Bu durumda ne yapılmalı? İdare aleyhine para alacağına ilişkin mahkeme kararı alan hak sahipleri, icra müdürlüğüne başvurmadan önce kararın onaylı bir örneği ve banka hesap bilgilerini içeren yazılı bir dilekçeyle ilgili idareye başvurmalı, ödeme yapılması için 1 aylık sürenin dolmasını sabırla beklemelidir.

Yeni Kanuni Faiz Oranları Devam Eden İcra Dosyalarındaki Faiz Hesaplamasını Değiştirecek mi?

Borç ilişkilerinde paranın değer kaybının önlenmesi ve adil bir geri ödeme dengesinin kurulması için uygulanan kanuni faiz oranları, ekonomik parametreler doğrultusunda güncellenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet hakkı ihlallerini gerekçe göstererek verdiği iptal kararlarının ardından yürürlüğe giren yeni faiz rejimi, derdest olan icra dosyalarını yakından ilgilendirmektedir. Borçlu ve alacaklı taraflar, birikmiş borç tutarlarını doğrudan etkileyen bu yeni faiz hesaplama usulünün geçmişe ve geleceğe etkisini merak etmektedir.

Devam Eden Dosyalarda Kademeli Faiz Uygulaması

Yeni kanuni faiz oranlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte, derdest (devam eden) icra takip dosyalarındaki faiz hesaplamaları tamamen durmayacak veya geçmişe yönelik olarak sıfırlanmayacaktır. Burada hukuk güvenliği ilkesi gereği kademeli bir geçiş usulü uygulanacaktır:

  • Geçmiş Dönem Faizleri: Kanunun yürürlük tarihinden önceki dönem için birikmiş olan faizler, o dönemde geçerli olan eski kanuni faiz oranları üzerinden hesaplanmaya devam edecektir.
  • Yürürlük Sonrası Dönem Faizleri: Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki günler için işleyecek faiz miktarı ise yeni belirlenen ve TCMB reeskont oranlarına endeksli olan güncel kanuni faiz oranları üzerinden hesaplanacaktır.
  • Tazminat Dosyalarında Özel Durum: Bedensel zarar ve ölümden doğan destekten yoksun kalma ile çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz başlangıcı ayrıştırılmıştır. Kazancın bilindiği dönem için faiz olay tarihinden itibaren işleyecek; kazancın bilinemediği geleceğe yönelik dönem için ise faiz karar tarihinden itibaren başlatılacaktır.
Faiz Hesaplama Parametresi: İcra müdürlükleri tarafından yapılacak olan kapak hesabı işlemlerinde, sistem otomatik olarak kanunun yürürlük tarihini milat alacak ve tek bir dosya içinde iki farklı faiz dönemini kademeli olarak hesaplayacaktır. Alacaklıların bu hesabı manuel olarak da denetlemesi gerekmektedir.

Bu durumda ne yapılmalı? İcra takibi devam eden alacaklı veya borçlular, icra dairesinden güncel borç hesabı (kapak hesabı) talep etmeli, hesaplama tablosunda yasanın yürürlük tarihinden önceki ve sonraki dönemlerin ayrı oranlarla kademeli olarak hesaplanıp hesaplanmadığını kontrol ettirmelidir.

Zaman Bakımından Uygulama ve Devam Eden Davaların Durumu

Yeni bir kanun teklifinin yasalaşma sürecinde en çok merak edilen husus, yürürlüğe girecek yeni kuralların halihazırda mahkemelerde görülmekte olan davalara nasıl etki edeceğidir. Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan hukuki güvenlik ilkesi gereğince, kanunların zaman bakımından uygulanmasında belirli usul kuralları geçerlidir. 12. Yargı Paketi kapsamında yapılması planlanan köklü değişiklikler de devam eden davaların seyrini doğrudan etkileyecek geçiş hükümleri barındırmaktadır.

Hukukumuzda genel kural olarak usul kuralları derhal uygulanır; ancak maddi hukuka ilişkin kurallar ve özellikle ceza hukukundaki lehe düzenlemeler geçmişe etkili olabilmektedir. 12. Yargı Paketi taslağında yer alan düzenlemelerin zaman bakımından nasıl uygulanacağı, uyuşmazlığın niteliğine göre değişiklik göstermektedir:

  • Usul Hükümlerinin Derhal Uygulanması İlkesi: Mahkemelerin yargılama yaparken uyguladığı usul kuralları, yeni kanunun yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal uygulanır. Ancak bu durum, geçmişte tamamlanmış usul işlemlerinin geçersiz kılınacağı anlamına gelmez.
  • Ceza Hukukunda Lehe Kanun Uygulaması: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında sanık veya şüpheli lehine getirilen maddi ceza hukuku kuralları, yürürlük tarihinden önce işlenmiş suçlara da uygulanır. Komisyon aşamasında eklenen IBAN / hesap kullandırma fiillerine yönelik ceza indirimi bu kapsamda değerlendirilecektir.
  • Kazanılmış Hakların Korunması: Yürürlükteki mevzuat çerçevesinde tarafların elde etmiş olduğu kazanılmış haklar, yeni düzenlemelerin geriye yürümesi yoluyla ortadan kaldırılamaz.
Hukuki Kurum / Alan Zaman Bakımından Uygulama Esası Devam Eden Davalara Etkisi
Maddi Ceza Hukuku (Örn: IBAN Cezası) Lehe kanunun geçmişe etkili uygulanması esastır. Yürürlükten önce işlenen fiillerde de lehe ceza indirimi doğrudan uygulanır.
Hukuk Yargılaması Usulü (HMK Değişiklikleri) Derhal uygulama ilkesi geçerlidir. Yeni usul kuralları yürürlük tarihinden sonraki yargılama işlemlerine uygulanır.
İcra ve Satış Usulleri İlanı yapılmış işlemleri etkilemez. Yürürlükten önce ilan edilmiş açık artırma ve satışlarda eski hükümler uygulanmaya devam eder.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Derdest davası veya soruşturması devam eden vatandaşların, yeni kanunun yürürlük maddelerini ve geçiş hükümlerini dikkatle incelemesi gerekmektedir. Yasa yürürlüğe girdiğinde, devam eden uyuşmazlığın hangi aşamada olduğu tespit edilerek lehe olan hükümlerden faydalanmak adına mahkemelere gerekli usuli talepler iletilmelidir.

12. Yargı Paketi Yürürlüğe Girmeden Önce Açılan Davalarda Yeni Kurallar Geçerli Olur mu?

Litigantların en çok tereddüt ettiği konulardan biri, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren kanun değişikliklerinin kendi davalarına uygulanıp uygulanmayacağıdır. Bu uyuşmazlıkların giderilmesi amacıyla 12. Yargı Paketi teklifinde her bir reform alanı için özel geçiş hükümleri (geçici maddeler) tasarlanmıştır. Bu maddeler, geçmişe etkili koruma sınırlarını net bir şekilde çizmektedir.

Avukatlık pratiğimize ve güncel yasal taslak analizlerine göre; devam eden davalarda yeni kuralların uygulanıp uygulanmayacağı, davanın türüne ve yasa koyucunun öngördüğü geçiş hükmüne göre değişir. Örneğin, belirsiz alacak davası kurumunun kaldırılmasına ilişkin düzenleme, yürürlük tarihinden önce açılmış davaları etkilemeyecektir. Ancak duruşmalar arası sürenin en fazla üç ay olması gibi doğrudan usulü ilgilendiren süre kuralları, yürürlük tarihinden sonra yapılacak duruşmalar bakımından derhal uygulanacaktır.

Yürürlüğe girmeden önce açılan davalar bakımından taslakta öngörülen geçiş kuralları şu şekildedir:

  • Belirsiz Alacak Davaları: Yürürlük tarihinden önce açılmış olan ve halen derdest olan belirsiz alacak davaları, eski kurallara göre yürütülmeye devam edecektir. Yeni dava açacak olanlar ise mülga edilen HMK m. 107 yerine yeni kısmi dava rejimine tabi olacaklardır.
  • Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ve Temyiz Sınırları: İstinaf mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulmasında geçerli olan parasal sınırlar, kararın verildiği tarihteki kanun hükmüne göre belirlenir. Yürürlükten sonra verilen kararlar yeni parasal sınırlara tabi olacaktır.
  • Ortaklığın Giderilmesi ve Vesayet Satışları: Değişiklik yürürlüğe girmeden önce ilan edilmiş olan taşınır ve taşınmaz satışlarında eski ihale kuralları geçerlidir. Mirasçılar arasında ilk açık artırma kuralı, yürürlük tarihinden sonra yapılacak ilk ilanlarla başlayacaktır.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraz Yetkisi: CMK m. 308 değişikliği kapsamında genişletilen itiraz yetkisi, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Başsavcılığa teslim edilen dosyalar hakkında uygulanabilecektir.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Devam eden davanızda hak kaybına uğramamak adına, yeni kanun yürürlüğe girdiği anda davanızın aşaması ile geçici maddelerin içeriği karşılaştırılmalıdır. Özellikle kısmi davalarda kalan alacağın sonradan talep edilmesi ve zamanaşımının kesilmesi gibi hak düşürücü süreleri etkileyen kritik dönüşümlerde uzman bir avukattan profesyonel destek alınması elzemdir.

Kamuoyunda Tartışılan Düzenlemeler ve Sosyal Medyadaki Bilgi Kirliliği

Yargı reformu paketleri, doğası gereği geniş kitleleri ilgilendiren hassas konuları barındırdığı için sosyal medyada asılsız iddiaların odağı haline gelmektedir. Özellikle ceza infaz indirimi, genel af veya denetimli serbestlik gibi beklentisi yüksek olan konular, dezenformasyona en açık alanlardır. Resmi kaynaklara dayanmayan iddialar, cezaevinde yakını bulunan ailelerde asılsız umutlara ve sonrasında büyük hayal kırıklıklarına neden olmaktadır.

Sosyal medyada yayılan spekülasyonlar ile TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen resmi teklif metni arasındaki farklar net bir şekilde ortaya konmalıdır. Bilgi kirliliğinin önüne geçmek adına aşağıdaki karşılaştırma tablosu incelenmelidir:

Sosyal Medyada Dolaşan İddialar Resmi Komisyon ve Taslak Gerçeği
Kapsamlı Genel Af veya İnfaz İndirimi Geliyor Yalan. Teklif metninde genel af, cezaların silinmesi veya toplu tahliye gibi bir düzenleme kesinlikle yer almamaktadır.
“P İnfaz Modeli” veya 3 Yıl Denetimli Serbestlik Yalan. Mevcut komisyon metninde denetimli serbestlik sürelerinin genel olarak artırılmasına yönelik bir madde bulunmamaktadır.
Adli Sicil Kayıtları Tamamen Siliniyor Yalan. Adli sicil kayıtlarının silinmesi usulüne ilişkin toplu bir temizlik ya da af düzenlemesi paket kapsamında değildir.
IBAN Mağdurları İçin Ceza Muafiyeti Sağlanıyor Kısmen Yanlış. Tam muafiyet yoktur; ancak banka hesabı veya ödeme aracını haksız menfaat amacıyla başkasına verme fiiliyle sınırlı iştirak durumlarında ceza indirimi öngörülmektedir.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Sosyal mecralarda paylaşılan ve hukuki dayanağı olmayan haberlere itibar edilmemelidir. Hak sahipleri ve dava tarafları, sürecin takibini yalnızca Adalet Bakanlığı, TBMM resmi yayınları ve barolara bağlı uzman hukukçuların açıklamaları üzerinden yapmalıdır.

Meclis Tutanakları ve Resmi Kaynaklar Üzerinden Süreç Takibi Nasıl Yapılır?

Bir kanun teklifinin ilk sunulduğu andan Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ana kadar geçen tüm aşamaları şeffaf bir şekilde takip etmek her vatandaşın hakkıdır. Hukuki süreçlerin takibinde manipülasyondan korunmanın tek yolu, doğrudan birincil devlet kaynaklarını kullanmaktır. Yasama sürecinin adımları ve meclis çalışmaları kamuya açık olarak arşivlenmektedir.

Yargı paketinin yasalaşma sürecini anlık ve doğru bir şekilde izlemek için takip edilmesi gereken adımlar şunlardır:

  • TBMM Kanun Teklifleri Sorgulama: Türkiye Büyük Millet Meclisi resmi internet sitesi üzerinden “Yasama” sekmesine giderek “Kanun Teklifleri” bölümünden “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlığı ile arama yapabilirsiniz. Buradan teklifin tam metnine ve komisyon raporlarına ulaşabilirsiniz.
  • Genel Kurul Görüşme Tutanakları: Kanun teklifi TBMM Genel Kurulu gündemine alındığında, her bir maddenin görüşülmesi sırasında milletvekillerinin konuşmaları ve verilen değişiklik önergeleri tutanaklar (stenograf kayıtları) aracılığıyla günü gününe yayımlanır.
  • Adalet Komisyonu Raporları: Komisyonda kabul edilen ve son haline getirilen metinler, komisyon raporu başlığı altında pdf formatında kamuoyuna sunulur. Komisyon aşamasında eklenen IBAN mağdurları düzenlemesi gibi son dakika değişiklikleri bu raporlardan teyit edilir.
  • Resmî Gazete Takibi: TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen kanun, Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girmek üzere Resmî Gazete’de yayımlanır. Kanunun hangi maddesinin hangi tarihte yürürlüğe gireceği en net biçimde bu yayım ile kesinleşir.

Bu durumda ne yapılmalıdır? Kulaktan dolma bilgilere göre hareket etmek yerine, yukarıda belirtilen resmi devlet portalları düzenli olarak kontrol edilmelidir. Kanun teklifinin kabul edilerek yasalaştığı gün, Resmi Gazete’de yer alan nihai kanun metni esas alınarak hukuki stratejiler güncellenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi kapsamında kesinleşmiş davamın infazı ertelenir mi?

Hayır, mevcut teklif metninde kesinleşmiş cezaların ertelenmesine ya da genel bir infaz indirimine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak ceza usul kurallarında lehe olan yeni hükümler ortaya çıkarsa, uyarlama yargılaması talep edilebilir.

Devam eden belirsiz alacak davam yasa çıktıktan sonra kısmi davaya dönüşür mü?

Hayır, yeni kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan belirsiz alacak davaları eski kurallara göre görülmeye devam edecektir. Yeni düzenlemede yer alan geçici maddeler gereğince, derdest davaların hukuki niteliği korunacaktır.

Ortaklığın giderilmesi davasında satış günü alındıysa yeni ihale kuralları uygulanır mı?

Hayır, kanun yürürlüğe girmeden önce satış günü alınmış ve ilanı yapılmış olan açık artırmalarda eski kurallar geçerli olmaya devam eder. Yürürlük tarihinden sonra yapılacak yeni satış talepleri ve ilanları ise yeni elektronik satış ve mirasçılar arası öncelik kurallarına tabi olacaktır.

IBAN hesabımı başkasına kullandırdığım için hakkımda açılan dolandırıcılık davasında ceza indirimi doğrudan uygulanır mı?

Evet, komisyon aşamasında teklife eklenen ve lehe olan ceza indirimi düzenlemesi yasalaşıp yürürlüğe girdiğinde, devam eden davalarda mahkemelerce resen dikkate alınacaktır. Ancak bu indirimden yararlanabilmek için fiilin yalnızca hesap veya ödeme bilgilerinin haksız menfaat sağlamak amacıyla verilmesiyle sınırlı kalması gerekmektedir.

E-duruşmaya katıldığımda ıslak imza atmak için adliyeye gitmem gerekecek mi?

Hayır, yeni düzenleme ile ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılım halinde, ikrar, yemin, davadan feragat, kabul ve sulh gibi istisnai işlemler dışındaki hallerde ıslak imza atma zorunluluğu kaldırılmaktadır. Bu istisnalar dışındaki beyanlar için fiziksel imza gerekmeyecektir.

Yargı paketi yasalaşmadan önce idare aleyhine icra takibi başlattıysam takip iptal edilir mi?

Hayır, kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış olan ilamlı icra takipleri geçerliliğini korur. Yeni getirilen “icra takibinden önce idareye başvuru zorunluluğu” kuralı, yalnızca yasanın yürürlük tarihinden sonra başlatılacak takip süreçleri için zorunlu olacaktır.

Sonuç

Yargı sisteminde usul ekonomisini güçlendirmeyi, yargılama sürelerini kısaltmayı ve adalete erişimi dijitalleştirmeyi hedefleyen 12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçerek yasama sürecinin son aşamalarına gelmiştir. Komisyon sürecinde eklenen IBAN / hesap kullandırma fiillerine yönelik ceza indirimi gibi kritik eklemeler, yasanın etki alanını daha da genişletmiştir. Bu süreçte en önemli husus, devam eden davaların zaman bakımından geçiş hükümlerine göre doğru analiz edilmesidir. Hukuki belirsizliklerin önüne geçmek, değişen sürelerden ve usul kurallarından zarar görmemek adına sürecin her aşamasında alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilmektedir.

✍️ Yazar: Bu makale, Kurucu Ortak & Ceza Avukatı Av. Murat KARAKOÇ tarafından hazırlanmıştır.
⚠️ Yasal Uyarı: Bu makale, Av. Murat KARAKOÇ tarafından Temmuz 2026 tarihinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut durum kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak için Sakarya Avukat Turan & Karakoç Avukatlık Ofisi ile iletişime geçerek profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.